23 Haziran 2008 18:02 · Hasan Kaya
· Etiketler
1.2.3.4. sınıf program değerlendirme
2. S I N I F
A-TÜRKÇE
1-DERS KİTABI:
a) Tereddütler:
1-Bazı parçaların çok uzun olması,
2-Parça sayısının çok olması,
3-Belirli gün ve haftalarla ilişkilendirilmemesi,
4-Metindeki cümlelerin uzun olması,
5-Sözlük bölümünün yetersiz olması,
6-Dünya klasiklerine yeteri kadar yer verilmemesi,
7-Kitapların çabuk dağılıp parçalanması,
8-Resimlerin canlı olmaması.
b) Öneriler:
1-Yazı puntolarının daha büyük olması,
2-Özellikle birinci sınıflardaki okuma parçalarının daha kısa olması,
3-Bazı okuma parçalarının bitişik el yazısına göre hazırlanması,
4-Atasözü ve deyimler sözlüğünün kitap sonunda bulundurulması.
c) İyi Örnekler:
1-Ücretsiz olması,
2-Metindeki resimlerin uygun olması,
3-Hem uzun hem de kısa metinlerin yer alması,
4-Yazarın biyografisinin olması,
5-Metinlerin anlaşılır bir dille yazılmış olması,
6-Metinlerin seviyeye uygun olması,
7-Metinlerin hayatın içinden seçilmiş olması,
8-Ezbere yer verilmemesi,
9-Anlamı bilinmeyen kelimelerin metnin içinde bulunması.
2-ÖĞRENCİ ÇALIŞMA KİTABI:
a) Tereddütler:
1-Veli ilgisiz ise öğretmenin yükü artmaktadır.
2-Etkinliklere ayrı-etkin sürenin az olması.
b) Öneriler:
1-Bilmece-bulmaca gibi etkinliklere daha fazla yer verilmesi,
2-Metinleri anlamaya yönelik sorulara daha fazla yer verilmesi,
3-Kitapların daha kaliteli olması (baskı açısından)
4- Öğrenci çalışma kitapları hakkında veliyle koordineli çalışılması.
5-Derslerdeki kaynak materyallerin kullanışlılığının arttırılması
c) İyi Örnekler:
1-Öğrenciyi araştırmaya sevk etmesi,
2-Velinin ilgisini çekmesi,
3-Etkinliklerin yeteri kadar olması,
4-Öğrencinin kendini ifade etmesine fırsat vermesi,
5-Bir soruyla ilgili değişik yanıtların olması,
6-Görsellerin yeteri kadar olması.
7-Görsellerden yola çıkarak yorum gücünü geliştirmesi.
8-Dinleme metinlerinin olması olumlu.
3-ÖĞRETMEN KILAVUZU:
a) Tereddütler:
1-Etkinliklerin fazlalığı,
2-Tema sonundaki değerlendirme sorularının yetersizliği.
3-Kitapların hacimce fazla olması
b) Öneriler:
1-Ölçme-değerlendirme ile ilgili formlar kitaptan çıkarılarak ayrı kitapçık halinde verilmeli.
2-Kitap hacmi küçültülmeli
c) İyi Örnekler:
1-Öğretmeni yönlendirmesi,
2-Öğretmeni plan yapma yükünden kurtarması,
3-Zamanın daha iyi kullanılabilmesi,
4-Öğrenme-öğretme etkinliklerinin kapsamlı olması,
5-Metni diğer derslerle ilişkilendirmesi,
6-Projeler konusunda öğretmeni yönlendirmesi.
4-PROGRAM:
a) Tereddütler:
1-Dilbilgisi konularına yeteri kadar yer verilmemesi.
2-Programda el yazısına yer verilmiş olmasına rağmen ders kitaplarının matbaa harfleri ile yazılması.
3-El yazısının ara sınıflarda birdenbire uygulanmasının zor olduğu,
4-Programda yöresel farklılıkların dikkate alınması, kültürel etkinliklerin önemine ve yöresine göre etkin hale getirilmesi
b) Öneriler:
1-Programa dahil edilecek konuların okul ve çevre şartlarına uygun olması.
2-Öğretmenlerin internete ücretsiz ya da düşük bir ücretle erişebilmesinin sağlanması.(Okul dışında )
c) İyi Örnekler:
1-Öğrenci merkezli olması,
2-Milli Eğitimin Temel İlkelerine uygun olması,
3-Ders kitaplarını tekdüzelikten çıkarması,
4-Ezberciliği ortadan kaldırması,
5-Araştırma ve proje ağırlıklı olması.
6-Temaların kısaltılmış olarak verilmesi.
7-Programda el yazısına yer verilmiş olması.
B- MATEMATİK:
1-DERS KİTABI:
a) Tereddütler:
1-Kitapların kalitesiz basımı nedeniyle dağılması,
2-Konu değerlendirme bölümleri yetersiz
b) Öneriler:
1-Örnek sayısının fazlalaştırılması,
2-Materyaller kitaplarla birlikte verilmelidir.
3-Eğitim CD’leri sene başından itibaren verilmelidir.
4-Kitaplar dergi formatında bölüm bölüm verilmelidir. Bu şekilde çok yorulan çocuk ağırlıktan kurtarılacaktır.
5-Her ünite ile ilgili değerlendirme testleri verilmelidir.
6-Hedef-davranışlarla ölçme-değerlendirme sorularının örtüşmesi.
7-Bir üst sınıfa geçişte konular arasında yumuşak bir geçiş sağlanması (2’den 3’e geçerken konular birden ağırlaşıyor.
c) İyi Örnekler:
1-Ezberden kurtarılmış,
2-Öğrenci seviyesine daha uygun hale getirilmiş,
3-Konu sayısı azaltılmış, bu şekilde daha etkili öğrenme sağlanmış,
4-Konular yeterli örneklerle pekiştirilmiş,
5-Görsellere daha fazla yer verilmiş,
6-Öykülendirmeye yer verilmiş, çocukların ilgisini çeken hikaye kahramanları kullanılmış.
7-Problem kurma yeteneği kazandırmaya yönelik,
8-Konular çocuklar için eğlenceli hale getirilmiş,
9-Tahmin yeteneklerini geliştirici çalışmalara yer verilmiş,
10-Öğrenciyi daha aktif hale getirmesi.
11-Ders kitabı sonundaki testlerin olması olumlu ancak yeterli değil.
2-ÖĞRENCİ ÇALIŞMA KİTABI:
a) Tereddütler:1-Kitap sayfalarının çabuk dağılması.
2-Çalışma kitaplarında testli değerlendirme eksikliğinin bulunması.
3-Problem çözümü için ayrı-etkin bölümler yetersiz
b) Öneriler:
1-Kitaplar daha kaliteli basılmalıdır.
2-Ünitelerin fasikül halinde verilerek, öğrencilerin ileriki konularla ilgili soruları çalışmaları yapmaları önlenebilir.
3.Öğrencilerin ilgisini çeken bilmece-bulmaca türü etkinlikler çoğaltılmalıdır.
4-Alıştırma ve problemlere yönelik örnekler artırılmalıdır.
5-Konuların pekiştirilmesi evde yapılmak üzere çalışma yaprakları verilmesi.
6-Öz değerlendirme ve akran değerlendirme gibi formları konu sonlarında öğrenci çalışma kitabı veya ders kitabında yer alması
c) İyi Örnekler:
1-Öğrencinin ilgisinin çekilmesi
2-Öğrencinin hayal gücünü geliştirmeye yönelik olması
3-Öğrencileri araştırmaya yöneltmesi ve sonuca ulaştırmaya sağlaması,
3-ÖĞRETMEN KILAVUZU:
a) Tereddütler:
1-Kitapların çabuk dağılması,
3-Etkinliklerin sınıf ortamında uygulanma zorluğu.
3-Kılavuz kitapların Türkçe ve H.Bilgisi gibi olması (Şekil ve kullanışlılık olarak)
b) Öneriler:
1-Etkinliklerin sınıfın fiziki şartlarına göre uyarlanması,
2-Kitapların kaliteli basılması,
3-Fasikül halinde basılması (kitapların)
4-Değerlendirme soruları kitapçık halinde verilebilir.
5-Ders materyalleri öğrenciye zamanında ulaştırılmalıdır.
6-Kılavuz kitaplarda konu aralarında öğrencinin dikkatini çekecek şarkı, şiir , fıkra gibi uyarıcılara da yer verilmesi.
c) İyi Örnekler:
1-Öğretmeni plan yükünden kurtarması,
2-Ders işleyiş basamaklarında öğretmenin önünü açması,
3-Konuyu somutlaştırması,
4-Gerçek hayatla ilişkilendirmesi,
5-Öğrenciyi daha aktif hale getirmeye imkan vermesi.
6-Kılavuz kitaplarda yer alan etkinliklerin buluş yöntemi gibi öğrenciyi aktif hale getirecek yöntemlerle verilmesi.
7-Yapılacak etkinliklerin ayrıntılarıyla verilmesi, madde madde verilmesi.
4-PROGRAM:
a) Tereddütler:
1-Matematik ders saatlerinin yetersiz olması.
2-Programı uygulamaya yönelik materyallerin zamanında okullara ulaştırılmaması.
3-Kalabalık sınıflarda programın uygulanmasının zor olması.
b) Öneriler:
1- Matematik dersinin ders saatinin arttırılması.
2-Ders kitaplarının yanında programa ve ünitelere göre hazırlanmış test kitapları hazırlanmalıdır
c) İyi Örnekler:
1-Program basite indirgenmiştir. Bu şekilde alınan verim artmıştır.
2-Programda derslerin diğer derslerle ilişkilendirilmiş olması olumludur.
3-Konuların gerçek hayattan alınarak somutlaştırılması.
4-Öğrenci merkezli olması.
5-Yaparak-yaşayarak öğretim ilkesine uyun olması.
6-Grup çalışmasına uygun olması.
7-Konuların aşamalı olarak yıl boyunca işlenmesi olumludur.
C-HAYAT BİLGİSİ
1-DERS KİTABI:
a) Tereddütler:1-Materyallerin yetersizliği
2-Tema sırasının düzensizliği.
3-Kitapların kalitesiz olması.
4-Bilgiye yeterince yer vermemiş olması.
5-Kitap dizaynlarının ilgi çekici olmaması.
6-Tarihlerin 4 basamaklı rakam olarak verilmesi ve okunmasında güçlük çekilmesi.
b) Öneriler:
1-Değerlendirme sorularının artırılması
2-Temalar fasikül haline getirilmesi
3-Temalar çocuğun ilgisine uygun bir şekilde dağılmalı
4-Kitapların baskısına özen gösterilmesi
5-Yeteri kadar materyalle desteklenmesi (kitap dışında)
6-fotoğraflara yer verilebilir.
7-Yöresel farklılıklar göz önünde bulundurulabilir.
8-Tarihler yazıyla belirtilebilir
c) İyi Örnekler:
1-Görsellerin yeteri kadar olması
2-Araştırmaya sevk etmesi
3-Günlük hayat ile ilişkilendirilmesi
4-Konularda diyalogların olması
5-Öğrenci merkezli olması
6-Yakından uzağa ilkesine uygundur
7-Geçmiş ve gelecek arasında köprü kurması
8-Hayal dünyasını geliştiriyor
9-Ezbercilikten kurtulmuş
10-Belirli gün ve haftalarla ilişkilendirilmesi
11-Konuların basitleştirilmesi
12-Sebep -sonuç ilişkisinin olması.
13-Öyküleştirme yapılmış.
14-Konu sonu değerlendirmelere yer verilmiş
2-ÖĞRENCİ ÇALIŞMA KİTABI:
a) Tereddütler:
1-Kitapların çabuk dağılması.
2-Etkinliklerin eve taşınması.
3-Görsellere az yer verilmiş.
4-Değerlendirme formlarındaki kazanımlarla ilgili ifadeler öğrenci seviyesinin üstünde.
5-Etkinliklerde yazma için ayrı-etkin süre yetersiz.
b) Öneriler:
1-Kitapların fasikül halinde verilmesi,
2-Etkinliklerin çalışma yaprağı şeklinde verilmesi.
3-Belirli gün ve haftaların temalara dağıtılması.
4-Görsellere daha çok yer verilebilir.
5-Etkinlikler daha açık ve anlaşılır olabilir.
6-Kitap baskı kalitesi yükseltilmeli.
c) İyi Örnekler:
1-Yaparak-yaşarak öğrenmeye uygun olması,
2-Öğrenciyi temaya göre yönlendirmesi,
3-Gözlem yeteneğini geliştiriyor,
4-Görsellerle algılama pekiştiriliyor,
5-Velinin öğrenciyi yanlış yönlendirmesinin engellenmesi,
6-Aileyi eğitimin içine çekmesi,
7-Araştırmaya sevk etmesi,
8-Hayal gücünü geliştirmesi,
9-Etkinliklerin konuyu pekiştirmesi,
10-Diğer ders kitaplarıyla ilişkilendirmesi
3-ÖĞRETMEN KILAVUZU:
a) Tereddütler:
1-Kitapların öğretmene zamanında ulaştırılmaması,
2-Gözlem formlarının fazlalığı.
3-Kılavuz kitaplarda açıklayıcı bilgilere daha fazla yer verilmesi.
4-değerlendirme formlarının konu sonunda olmaması.
5-Kitap kalitesinin düşük olması.
b) Öneriler:
1-Formlar kitapçık halinde verilsin.
2-Yazı puntolarının daha büyük olması (sayfa düzeni)
3-Temalarla ilgili eğitim CD’lerinin gönderilmesi.
4-Kılavuzdaki şarkıların CD şeklinde verilmesi.
5-Konuları destekleyici fıkra, hikaye ve anekdotlara yer verilebilir
c) İyi Örnekler:
1-Öğretmeni yönlendirmesi,
2-Planlamada öğretmene katkı sağlaması,
3-İşleniş basamaklarının çeşitliliği,
4-Konuların diğer derslerle ilişkilendirilmesi,
5-Süre-konu ilişkisinin uygun olması,
6-Öğrenciyi araştırmaya yönlendirmesi.
7- Konulardaki açıklayıcı metinlerin uygun olması.
8-Ders kitabı ve öğrenci çalışma kitabının kılavuz kitap içerisinde yer alması.
9-Sembollere yer verilmesi.
10-Renkli ve anlaşılabilir olması.
4-PROGRAM:
a) Tereddütler:
1-Öz değerlendirme ve akran değerlendirme formlarının öğrenci düzeyinin üstünde olması.
2-Tema sayısının fazlalığı.
3-Konu seçiminde yöresel farklar göz önünde bulundurulabilir.
b) Öneriler:
1-Formların azaltılması uygun olur.
2-Belirli gün ve haftalar temalara dağıtılabilinir.
3-Konu anlatımları yetersiz, konu anlatımlarının yeniden düzenlenmesi.
4-Konuların CD’lerle desteklenmesi.
c) İyi Örnekler:
1-Konuların basitleştirilmesi,
2-Öğrenci merkezli olması,
3-Araştırmaya sevk etmesi,
4-Öğrencinin kendisinin bilgiye ulaşmasını sağlaması,
5-Davranış kazandırmaya yönelik olması,
6-Diğer derslerle ilişkilendirmesi,
7-Öğrenciye otokontrol imkanı vermesi,
8-Öğrenciyi sosyalleştirmesi
3. S I N I F
A-TÜRKÇE
1-DERS KİTABI:
a) Tereddütler:
1-Okuma parçalarının uzun olması öğrencileri sıkmaktadır.
2-Kitapların ilk haftalardan itibaren sayfalarının hemen dağılması (koza yayıncılık)
3-Bazı okuma parçaları ve şiirlerin öğrenci seviyelerinin çok üstünde olduğu ve anlamakta zorluk çektikleri;
4-Okuma parçalarındaki bazı harflerin (l,a,g,y vb.) kurallarına uygun yazılmadığı;
5-Bilinmeyen kelimelerin ders kitabında veya çalışma kitaplarında yer alması uygun değil, sözlük kullanma alışkanlıkları gelişmiyor.
6-Tema sonlarındaki ölçme-değerlendirme çalışmalarının basit ve yetersiz olarak alınması.
b) Öneriler:
1-Metinlerin günlük hayattan alınması,
2-Metin uzunluklarının öğrenci düzeylerine göre ayarlanması;
3-Bitişik eğik yazıya daha fazla yer verilmesi;
4-Ders kitaplarının birleştirilmiş sınıflara uygun hale getirilmesi;
5-Hazırlık çalışmaları bölümüne süre ayrılması;
6-Ölçme-değerlendirme bölümlerinin daha fazla zenginleştirilmesi.
7- Ders kitaplarının fasiküller halinde yeri geldikçe verilmesi.
8-Ders kitaplarındaki bazı bölümlerin renkli harflerle yazılması.
c) İyi Örnekler:
1-Anlamı bilinmeyen sözcüklerin az olması parçanın kolay anlaşılmasını sağlamıştır.
2-Görsellere geniş yer verildiği için parçada verilmek istenen mesajın anlaşılmasını kolaylaştırmıştır.
3-Konuların çocuğun hayal gücünü gelişmesine daha fazla katkı sağladığı,
4-Temaların renklerle ayrılması.
2-ÖĞRENCİ ÇALIŞMA KİTABI:
a) Tereddütler:
1-Etkinlikler ders süresine sığmamaktadır.
2-Temaların ve konuların ölçülmesi ve değerlendirilmesi açısından yeterli bulunmuştur, ancak; bu ölçme-değerlendirme metodu test tekniği ile örtüşmemektedir.
3-Cümle inşa çalışmalarına daha çok yer verilmesi.
b) Öneriler:
1-Baskıda kullanı-etkin kağıt uygun, ancak kullanı-etkin yapıştırıcı dağılmaktadır.
2-Yazı karakterleri bitişik eğik yazı ağırlıklı olabilirdi.
3-Kırsal kesimdeki öğrencilerin seviyesi daha çok dikkate alınabilirdi.
4-Cümle inşa etme etkinliklerine daha çok yer verilebilirdi.
5-Çalışma kitaplarına evde yapılacak ek etkinlikler konulması.
c) İyi Örnekler:
1- Kitapta kullanı-etkin renkler baskı ve ton olarak uygundur,
2- Punto olarak uygun bulunmuştur,
3- Seçilen resim ve fotoğraflar uygundur,
4- Etkinlikler öğrencinin dikkatini çekmektedir,
5- Konuya ilgiyi arttırmaktadır,
6- Konuların sıralaması yakından uzağa ilkesine uygundur,
7- Etkinliklerden beklenen maksat öğrencilerin kendi kendine konuya intibak etmesi, hayal gücünü geliştirmesi olduğundan birinci etkinlikler olumlu bulunmuştur,
8- Etkinlikler basitten karmaşığa doğru gitmiştir,
9- Eski programda konulardan ana fikir ve ana duygunun çıkarılmasındaki zorluklar bu etkinliklerle giderilmiştir.
10- Etkinlikler metnin kavranması ve uzun süre hafızada kalmasını sağlamaktadır.
11- Mevcut etkinlikler dilbilgisi terimlerini ezbercilikten kurtarılarak pratik hale getirmiştir .
12- Dersler tekdüze ve sıkıcı halden kurtarılarak eğlenceli ve daha öğretici hale gelmiştir.
13- Mevcut etkinliklerle öğrencilerdeki somut-soyut ayrımı daha erken yaşlarda oluşması sağlanmıştır.
14- Dilbilgisi etkinlikleri yeterli ve gerekli miktarda serpilmiştir.
3-ÖĞRETMEN KILAVUZU:
a) Tereddütler:
1-Ölçme-değerlendirme bölümündeki, özellikle öğrencinin kendini değerlendirmesi ve akran değerlendirme formundaki maddelerin öğrenci tarafından anlaşılamaması.
2-Dilbilgisi konularının yetersiz olması.
3-Kitabın çabuk dağılması.
4-İşlenen her konuya yönelik kazanımların çok olması ve sürekli tekrar edilmesi.
5-Kılavuz kitaplarda konu anlatımına daha ayrıntılı bir şekilde yer verilmesi.
6-Konu anlatımı ile ölçme değerlendirme arasında paralellik yok.
7-Ölçme değerlendirme formlarının fazla olması nedeniyle uygulanabilirliğinde problemlerin var olması.
b) Öneriler:
1-Ölçme-değerlendirme daha sade ve uygulanabilir hale getirilmeli.
2-Dilbilgisi konularının biraz daha genişletilmesi ve açıklayıcı olması.
3-Kitabın sonundaki çalışma kağıtlarının arttırılması ve öğrenci çalışma kitaplarına eklenmesi.
4-Serbest okuma saatinin değerlendirilmesi için hikaye, öykü kitabı gibi materyallerin sağlanması.
5-El yazısı çalışmalarına 1. sınıftan itibaren aşamalı olarak geçilmesi.
c) İyi Örnekler:
1-Bir ders saati boyunca öğretmenin derste vereceği bütün etkinlikler ayrıntılarıyla, bir kısmı öneriler şeklinde verilmiş.
2-Yapılması gereken ölçme-değerlendirme formları konuların sonunda verilmiş.
3-Çoklu zeka ve yapılandırmacı eğitim yöntemine uygun etkinliklere yönlendiriyor.
4-Diğer derslerle etkileşimi kolaylaştırıcı özelliğe sahip
5- Grup çalışmasına olanak sağlayan etkinliklere yönlendiriyor.
6-Zamanı en iyi şekilde değerlendirmeye yöneltiyor.
7-Çalışma kağıtları, öğrenci dikkatini ve motivasyonunu sağlayıcı etkiye sahip.
8-Dönüt niteliğindeki soruların öğretmen kılavuz kitabında yer alması.
9-Konu planlarının sınıf seviyesine göre açık uçlu olması.
4-PROGRAM:
a) Tereddütler:
1- Ölçme ve değerlendirmede kullanılacak ölçeklerin fazla olması ve uygulanamaması,
2-Programda verilen araştırmaları yapabilmesi için öğrencilerin kaynaklara ulaşımının zorluğu,
3-Öğretmenlerin programlara ulaşamaması, bu nedenle hazırlıksız olması,
4-Dilbilgisi konuları kapsamlı alınmış, ancak kılavuz kitaplarda yeterli açıklama ve örneklere yer verilmemiş.
5-Yazılı anlatım çalışmalarına az yer verilmiş.
6-Köy ilköğretim okullarında bu programın uygulanabilmesi için araç-gereç, materyal eksikliğinin olması.
b) Öneriler:
1-Metnin konusunu tahmin etmede başlık ve görsellerden faydalanması önerilmiş ama öğrenciler daha önce metni okudukları için bu çalışmanın amacına ulaşmadığını düşünüyoruz.
2-Gözlem ve çalışma formlarının çok fazla olması bu formların hepsinin öğretmen tarafından incelenmesi ve değerlendirilmesi, uygulama bakımından sıkıntı yaratmaktadır. Bu formların uygulanabilir bir sayıya indirilmesinin uygun olacağını düşünüyoruz.
3-Veliler kesinlikle eğitim ve öğretimin içine çekilmeli ve destekleri sağlanmalıdır. Bunun için de yeni programın tüm yönleri ile velilere tanıtılması gerekmektedir.
4-Hedef ve davranışlarda tekrara gidilmiş, biraz daha sadeleştirilmeli.
5-Konu anlatımlarını destekleyici araç-gereçlere (CD., bilgisayar vb.)
c) İyi Örnekler:
1-1-8.Sınıflar arasında bütünlük ve aşamalılık gözetilmesi doğru bir uygulamadır.
2-Öğrenciler arasındaki tartışmaya önem verilmesi olumlu bir yaklaşımdır.
3-Bir önceki programa göre konuların hafifletilmesi olumlu bulunmuştur.
4-Öğrenci merkezli olması,hayal güçlerini geliştirici çalışmalara yer verilmesi,
5-Öğrencileri araştırmaya yöneltmesi ve teknolojiden yararlanmaya yöneltmesi,
6-Diğer derslerle ilişkilendirilmesi olumludur.
B- MATEMATİK:
1-DERS KİTABI:
a) Tereddütler:
1-Konu anlatımlarının yetersiz olması
2-Örneklere az yer verilmiş olması
3-Ölçme ve değerlendirme sorularının yetersiz olması
4-Formların çok fazla olması
5-Konularla ilgili araç ve gereçlerin yetersiz olması
b) Öneriler:
1-Formların sadeleştirilmesi
2-Ölçme ve değerlendirme sorularının çoğaltılması.
3-Konu anlatımının detaylı olarak yapılması
4-Konuların seviyeye uygun olarak hazırlanması,
5-Değer ölçülerinin (Para birimi) sene başından itibaren alınarak serpiştirilmesi.
c) İyi Örnekler:
1-Konuların resimlerle desteklenmesi
2-Yazı puntosunun uygun olması
3-Kitap dayanıklılığının ve kalitesinin iyi olması (mutlu yayıncılık)
4-Problemlerin günlük hayattan alınması ve probleme çok yer verilmesi,
5-Öğrenci merkezli olması
6-Grup çalışmasını destekleyici olması
7-Konuların basitleştirilmesi
7-Ders konularının azaltılmış olması,
8-Tanımlara yer verilmeden, yaparak yaşayarak öğrenmeye uygun hazırlanması
2-ÖĞRENCİ ÇALIŞMA KİTABI:
a) Tereddütler:
1-Ancak yapıştırıcı zayıf olduğundan kitaplar dağılmıştır.
2-Görseller konu ile ilgili olup biraz daha Cazip örnekler kullanılabilir.
3-Bitişik eğik yazı hiç kullanılmamıştır
4-Problem kurma becerisini geliştirici çalışmalara daha fazla yer verilmelidir
b) Öneriler:
c) İyi Örnekler:
1-Kağıt kalitesi ve baskı kalitesi uygundur
2-Etkinliklerin işleniş sırası basitten karmaşığa doğru sıralanmıştır.
3-etkinliklerde kes yapıştır tekniğini kullanılması ilgi ve dikkati daha da çok çekmiştir.
4-Konu başlarında tekrara yer verilmesi anlatılanların pekiştirilmesi yönünden olumlu bir özellik teşkil etmektedir.
5-bulmaca tekniğinin kullanılması matematik dersinin öğrencilere sevdirilmesi hususunda çok etkili olmuştur.
6-Matematiğin temeli doğal sayılar konusunda yeterli örnekler verilmiştir. Öğrencilerin konuya daha da hakim olması sağlanmıştır.
7-Problem kurma becerisini geliştirici çalışmalara daha önceki yıllara göre daha çok yer verilmiştir.
8-Etkinlikler her fırsatta diğer derslerle ilişkilendirilmiştir.
9-Örüntü konusunun kullanılması bağlantı kurma becerileri konusunda olumlu bulunmuştur.
10-Örnekler basitten karmaşığa doğru sıralanmıştır.Örüntü konusunun kullanılması,bağlantı kurma becerileri konusunda olumlu bulunmuştur.
11-Hesap yapma konusunda öğrenciyi bilgilendirilmesi.
12-Grafiklerin öğrencileri görsel okumaya teşvik etmesi.
13-Uygulama basamağında yeterince soru bulunmaktadır.
3-ÖĞRETMEN KILAVUZU:
a) Tereddütler:
1-Ölçme-değerlendirme bölümündeki sorular azdı.
2-Ritmik sayma ve çarpım tablosunda detaya inilmemiş.
3-Proje çalışmalarında açıklayıcı bilgiler yetersiz.
4-Kılavuz kitapların sayfalarının çabuk dağılması.
b) Öneriler:
1-Ölçme-değerlendirme bölümündeki soru sayı ve çeşidinin arttırılması.
2-Öğrencilere önerilen proje çalışmalarına açıklık kazandırılması.
3-Ritmik sayma ve çarpım tablosu konusunda detaya inilmesi.
c) İyi Örnekler:
1-Ünitelerdeki konular birbirini tamamlayıcı ve yeni bilgileri ekleyici niteliğe sahip. Bu da işlenen konunun hatırlatılması ve bilgilerin tazelenmesini sağlıyor.
2-Ders kitaplarının konularıyla paralellik arz ettiği ve açıklayıcı bilgiler sunduğu için etkinliklerde zaman kazandırılmasına katkı sağlıyor.
3-Derste öğretmenin neler yapması gerektiğini açıklamış.
4-Ölçme-değerlendirme soruları öğrencilerin düzeyine uygun olarak hazırlanmış.
5-Diğer derslerle ilişkili olarak hazırlanmış.
6-Tangram gibi oyunlar öğrenci seviyesine uygundur.
7-Çoklu zeka kuramına uygun olarak hazırlanmış.
8-Günlük hayatla ilişkili örnekler var.
4-PROGRAM:
a) Tereddütler:
1-Çocukların kullandığı sınıf içi materyallerin az olması ya da olmaması
2-Okullara ilgili ders programlarının gelmemesi ve öğretmenlerin yeterince aydınlatılmaması.
3-Kesirlerde sıralamayı erken verilmesi
4-Ders kitaplarının programa göre yetersiz hazırlanması
b) Öneriler:
c) İyi Örnekler:
1-Çocukları ezbercilikten kurtardığı ve bilgiye kendileri ulaştıkları için olumlu,
2-Konuların azaltılması ve uygulamalarla sonuca ulaşılması.
3-Sembol kullanma alışkanlıklarının artması.
4-Ölçme ve değerlendirme etkinliklerine konu sonlarında yer verilmesi
5-Konular gerçek hayatta kullanılabildiği için olumlu
6-Sembol kullanma alışkanlığının arttırılması bakımından olumlu olması.
C-HAYAT BİLGİSİ
1-DERS KİTABI:
a) Tereddütler:
1-Konu anlatımlarının yetersiz olması,
2-Temalardaki konuların fazla olması,
3-Bazı konuların çocukların hayal gücünün bile üstünde olduğu,
4-Bazı konuların temanın içeriğine uygun olmaması,
5-Ölçme-değerlendirme sorularına az yer verilmiş olması,
6-Konuların fazlalığı nedeniyle bir konuya yeteri kadar süre ayrılmaması
b) Öneriler:
1-Tema sayıları çoğaltılarak konuların temalara serpiştirilmesi,
2-Her tema sonunda ölçme-değerlendirme sorularına yer verilmesi,
3-Bilgiye daha fazla yer verilmesi,
4-Temalar arasında düzen ve organik bağ oluşturulması.
c) İyi Örnekler:
1-Görsellere çok yer verilmesi , çocukların ilgisini çekmektedir.
2-Yazı puntoları çocukların seviyelerine uygundur.
3-Temaların farklı renklere ayrılmış olması .
4-Kitap baskı ve kalitesinin iyi olması.[okyay yayıncılık]
5-Konular günlük hayattan alınmıştır.
6-Konuların çocuklara muhakeme ve araştırma yoluyla kavratılmasına elverişli olması.
7-Aile ve aile içi ilişkiler konusuna yer verilmesi olumlu bulunmuştur.
8-Evrensel değerlere yer verilmesi olumludur.
9-Ezbercilikten uzaklaşılmıştır.
2-ÖĞRENCİ ÇALIŞMA KİTABI:
a) Tereddütler:
1-Sayfaların çabuk dağılması, eğik el yazısının Türkçe çalışma kitabında az, buna karşın H. Bilgisi çalışma kitabında daha çok kullanılması tezat olarak görülmüştür.
2-Etkinlikleri ders saatleri içinde yapmak için süre yetersiz kalmıştır.
b) Öneriler:
1-Bireysel farklılıklar daha fazla dikkate alınmalıydı.
2-Kes-yapıştır etkinliklerine biraz daha fazla yer verilebilirdi.
3-Etkinlikleri destekleyici CD’ler hazırlanabilirdi.
4-Daha az konu daha fazla içerik olabilirdi.
5-Tema sonu değerlendirmelere daha fazla yer verilebilirdi.
6-Kitapların temalara göre fasikül halinde verilmesi.
c) İyi Örnekler:
1-Etkinliklerde kullanı-etkin farklı renkler dikkatin yoğunlaşmasında öğrenciyi olumlu yönde etkilemektedir.
2-Etkinlik örnekleri çoklu zeka kuramını desteklemektedir.
3-Belirli gün ve haftalar temalara uygun olarak serpiştirilmiştir.
4-Tema içindeki konu ve konu başlıklarının seçimi çok etkileyicidir.
6-Konu başlıklarının seçiminde sıra dışı olunmuştur.
7-Röportaj ve araştırmaya yönelik etkinliklerin sıklıkla kullanılması öğrenciyi daha da aktif hale getirmiştir.
8-Hayal gücünü geliştirici çalışmalar olumludur.
9-Diğer derslerle paralellik arz etmekte.
3-ÖĞRETMEN KILAVUZU:
a) Tereddütler:
1-Değerlendirme formlarının öğrenci düzeyinin üstünde olması
2-Bazı konulardaki örnek olayların birleştirilmiş sınıflı okullara hitap etmememsi
3-Belirli gün ve haftalarla ilgili etkinliklerin yetersizliği
4-Bazı etkinliklerin öğrenci seviyesinin üstünde olması
5-Konuların belirli gün ve haftalarla zaman olarak paralellik göstermemesi
b) Öneriler:
1-Konulardaki örnek olayların çeşitlendirilerek her ortamda gerçekleştirilmesi
2-Kılavuz kitaplardaki temaların renkli çerçeve içerisinde beyaz zemine basılması
3-Yazı puntolarının biraz daha büyük olması
c) İyi Örnekler:
1-Öğrencilere yaptırılması öngörülen etkinliklerin günlük hayattan olması
2-Aile ve toplumu kapsayıcı olması
3-Diğer derslerle bağlantılı olması
4-Öğrenci merkezli olması
5-Etkinliklerin fazla materyal gerektirmemesi ve her ortamda yapılabilmesi
4-PROGRAM:
a) Tereddütler:
1-Öğrencilerin kılavuz kitap yanında somut materyallerin de olmaması
2-Çevre koşullarının istenilen etkinliklerin yapılmasına engel olması kısaca çevreye göre programın hazırlanması
3-Öğrenci gözlem formlarının çok olması ve değerlendirilmesine zaman yetmemesi,
4-Kitap dağıtımının daha düzenli ve zamanında yapılması.
b) Öneriler:
1-İstenilen gezi gözlem ve incelemelerin yapılmasında bürokratik engellerin en az seviyeye indirilmesi,
2-Okul bahçelerine uygulama alanlarının yapılmasının gerekliliği
c) İyi Örnekler:
1-Konuları çocuğun dünyasından alması ve hayatında kullanabileceği bilgiler olması.
2-Etkinliklerin seviyeye uygunluğu ve anlaşılabilirliği,
3-Öğrencilerin fikirlerini doğru kabul ederek onlara birey olarak değer verilmesi,
4-Öğrenciyi tartışmaya, fikirlere saygı duymaya ve demokratik yaşayışın uygulanmasına fırsat verdiği için.
5-Deney ve örnek problemlere yer verilmesi,
6-Çocuğun sosyal ve psikolojik gelişimine katkıda bulunmaktadır.
7-Öğrenciyi araştırmaya sevk etmesi.
4. S I N I F
4. SINIF MATEMATİK PROGRAMININ DEĞERLENDİRİLMESİ
A. OLUMLU GÖRÜŞLER
• Sunuş bölümü, ünite ve hazırlık çalışmalarına geniş yer verilmiş.
• Öğrenme, öğretme merkezli eğitimin açıklanması.
• Ön yoklama çalışmalarına yer verilmesi.
• Ders programı öğrenci seviyesine uygun.
• Artık matematik dersi benimseniyor.
• Tüm duyu organlarına hitap ediyor.
• Öğretmen kılavuz kitaplarının verilmesi öğretmenin işini kolaylaştırdı ve plan için harcanan zamanda öğrencilerle ders işlendi.
• Öğretmeni derse hazırlama açısından olumlu yönleri olacağı düşünülmüştür.
• Etkinliklerin öğrencilerde olumlu gelişmelere neden olduğu,yaparak yaşayarak öğrenmenin daha kalıcı olduğu görülmüştür.
• Çocukların ilgisini çekip,eğlendirerek öğretmeye yönelik olduğu için öğrencilerin sınıf içinde daha aktif olmasını sağlamıştır.
• Dersin etkinliklerle işlenmesi,öğrenci merkezli olması ,düşündürmeye sevketmesi,yaparak yaşayarak uygulamaya sevketmesi yönleriyle öğrenmenin daha kalıcı olduğu görülmüştür.
• Dersin öğrenci merkezli işlenmesi,öğrencilerin yorumlama yeteneklerini geliştirmiştir.
• Çocukların sınıf içinde daha aktif olmasını sağlamıştır.
19 Haziran 2008 19:46 · Hasan Kaya
· Etiketler
youtubeye giriş
Yotubeye giriş için sayfadaki linkler bölümünde download linkimiz bulunmaktadır.
Bilgisayarınıza indirdikten sonra çalıştırıyorsunuz ve simge durumuna düşürüyorsunuz.
Artık engellenmiş bütün sitelere girebilirsiniz.Programdan cıkmak için önce EXİT diyip sag taraftaki CLOSE IE and EXIT seçenegi tıklıyoruz.
PC eski haline gelmiştir.
19 Haziran 2008 19:44 · Hasan Kaya
· Etiketler
sözleşmeli öğretmenle kadrolu arasındaki farklar
SÖZLEŞMELİLERİN FERYADI DUYULMALIDIR! -
Hukuki mücadele sonucu, kısmi zamanlı sözleşmeli öğreticilik yerine, 657 sayılı DMK'nın 4/B maddesine bir ibare eklenerek sözleşmeli öğretmenlik ihdas edilmişti. Sendika olarak her platformda sözleşmeli öğretmenlerin kadroya alınması için mücadelemiz devam etmektedir. Hükümet sözleşmeli öğretmenlerin feryadına kulak vermek ve bu çifte standart uygulamayı iptal etmek zorundadır.
"Sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerden ne farkı vardır?" diyenlere inat, işte farklılıklar:
1- Sözleşmeli öğretmenin Özür Durumu hariç il içi ve il dışı tayin hakkı yoktur. Kadrolulara bu hak tanınmaktadır.
2- Sözleşmeli öğretmenlerin eş durumundan yapılan il dışı atamaları eşlerinin çalıştıkları kurumun yüzlerce kilometre uzağına yapılmaktadır. İl içi tayin hakları olmadıklarından yapılan bu il dışı atamanın da hiçbir esprisi kalmamaktadır.
3- Sözleşmelilere özür durumundan yapılan il dışı yer değiştirmelerde YOLLUK dahi verilmemektedir. Oysa bu hak kadrolulara tanınmaktadır.
4- Sözleşmeli öğretmenin ek dersinden SSK kesintisi yapılmaktadır. Kadroluların ek derslerinden herhangi bir kesinti yapılması söz konusu değildir.
5- Haftada 15 saat ek dersi olan göreve yeni başlamış bir kadrolu öğretmen, 15 saat ek dersi olan 25 senelik bir sözleşmeli öğretmenden ek derslerdeki SSK kesintisi sebebi ile toplamda daha fazla maaş almaktadır.
6- Sözleşmeli öğretmenler idareci ve ya müfettiş olamazlar. Bu konuda herhangi bir yasal düzenleme ve mevzuat yoktur. Kadroluların bu konuda herhangi bir sıkıntısı yoktur.
7- Sözleşmeli öğretmenlerin hizmet puanları yoktur. Bu sebeple 1 yıl ya da 20 yıl çalışmış olmalarının hiç bir önemi yoktur.
8- Sözleşmeli öğretmenlerin batıdaki okulların norm kadrolarını doldurdukları iddia edilmektedir. Oysaki çoğu genelde 3. hizmet bölgesinde olduğu gibi batıdakiler de ilçelerin en ücra okullarında görevlendirilmektedirler. (istisnalar hariç.)
9- Sözleşmeli öğretmenlerin eş, çocuk, doğum yardımları yoktur. Fakat tüm bu haklar kadrolulara tanınmaktadır.
10- Sözleşmeli öğretmenlerin maaşları her ilde farklılık göstermektedir. Bu konuda bir bütünlük sağlanamamıştır.
11- Bazı illerde maaşlar sözleşmede yer aldığı gibi her ayın 15 inde yatmamaktadır. Ayın 23 ünü ve 24 ünü bulmaktadır.
12- Sözleşmeli öğretmenlik hiçbir zemin hazırlanmadan, özlük hakları vb. hiçbir plan program yapılmadan, yönerge dahi hazırlanmadan hayata geçirilmiş ve sözleşmeli öğretmenler bu sebeple birçok sorunla ve de belirsizlikle karşı karşıya bırakılmıştır.
13- Sözleşmeli öğretmeler de kadroluların almış oldukları Temel ve Hazırlayıcı eğitim kurslarını almalarına rağmen, kadroluların stajyerliği kalkarken, asalete geçerken bu eğitim sözleşmelilere Mesleki Eğitim adı altında verilmektedir. Herhangi bir şekilde asalete geçme söz konusu değildir.
14- Kadrolularda kıdem ve kademe ilerleme varken, sözleşmelilerde göreve yeni başlayanla 25 senelik bir sözleşmeli öğretmen aynı maaşı alacaktır.
15- Milli Eğitim Müdürleri, Yardımcıları, Şube müdürleri, Okul müdürleri ve hatta Bakanlık çalışanları dahi Sözleşmeli öğretmenlerin özlük hakları ile ilgili net bir bilgiye sahip değillerdir. Her ilde ve her kurumda farklı uygulamalar söz konusudur.
16- Sözleşmeli öğretmenler hakları olan konularda dahi idarecilerin bilgi eksikliğinden ötürü akla gelmedik onlarca sorunla ve problemle karşı karşıya kalmaktadır.
17- Sözleşmeli öğretmenler, Milli eğitim müdürü ve okula gelen müfettişlerden "bakın siz sözleşmelisiniz" diye başlayan sözlerle devamlı tehdit edilmektedirler.
18- Sözleşmeli öğretmen geleceğini göremediğinden gönül rahatlığı ile aile kuramamakta, bankalardan kredi kullanamamakta ve hatta sözleşmeli öğretmenlere kız dahi verilmemektedir.
19- Sözleşmeli öğretmenler Kutsal ve Onurlu bir meslek olduğu halde göğsünü gere gere "ÖĞRETMENİM" diyememektedir. Bakanlık tarafından üvey evlat muamelesi görmektedir. İkinci sınıf insan muamelesi ile karşı karşıya kalmaktadırlar.
20- Sözleşmeli öğretmenler görevli oldukları okullarda öğrencileri tarafından " Öğretmenim siz sözleşmeli misiniz? Siz geçici misiniz?" gibi sorularla rencide olmakta ve bu sorulara cevap vermekte zorluk çekmektedirler.
21- Sözleşmeli öğretmenlerin sözleşmeleri her yıl ocak ayında yenilenmektedir. Yani Sigorta dâhil her sene çıkış-giriş işlemi yapılmaktadır. Uzun süreli sözleşme yapılmamaktadır.
22- Bazı illerde öğretmenlere dağıtılan banka promosyonları kadrolu öğretmenlere dağıtılıp sözleşmeli öğretmenler bu hakkın dışında bırakılmaktadırlar.
23- Sözleşmeli öğretmenlerin maaşları Maliye Bakanlığı tarafından karşılandığından, Bakanlık ödenek sıkıntıyla karşılaştığında, personel sayısında tasarrufa gitmeyeceğinin garantisi var mıdır?
24- Sözleşme metnimizin 13. maddesinin C bendi; (Taraflar, bir ay önce ihbar etmek şartıyla, sebep göstermeksizin sözleşmeyi her zaman feshedebilir). Bu madde ile Bakanlığın bu konudaki samimiyetini, niyetini ve sözleşmeli öğretmenliğe yaklaşımı gözler önüne serilmektedir. Fakat bu maddeye yapılan hukuki itiraz neticesinde Danıştay tarafından bu maddenin yürütmesi durdurulmuştur.
25- Sözleşmemizin 13. maddesinin D bendi; Personelin sözleşmesi, norm kadronun gerektiği öğretmen temin edildiğinde veya sözleşmeli personel ihtiyacının ortadan kalkması halinde sözleşmesi feshedilir. Bu Madde halen yasal olarak yürürlüğünü korumaktadır. Bu da iş garantisinin olmadığının resmi kanıtıdır.
26- Sözleşmemizin 13. maddesini Ğ bendi; Eğitim ve öğretimin devam ettiği dönemde aralıksız iki aylık süre zarfında sözleşme ücreti karşılığı ders yükünün doldurulamaması durumunda sözleşmesi feshedilir. Bu madde halen yürürlüğünü korumaktadır. Bu da iş garantisinin olmadığının resmi kanıtıdır.
27- Sözleşmemizin 17. maddesi; İş bu sözleşme ……/…/….tarihinden …/…./….. tarihine kadar geçerlidir. Yani her yıl sonunda görevimiz resmi olarak sona ermektedir.
28- Öğretmen olabilmenin yaş sınırı 40'tır. Her yıl görevimiz resmi olarak sona erdiğinden bu yaşa kadar sözleşmeli çalışan bir öğretmenin bu yaştan sonra sözleşmesinin yenilenip yenilenmeyeceği belli değildir.
29- Tüm bu belirsizlikler içerisinde sözleşmeli bir öğretmenin emekli olma ve emekli tazminatı alma hakkı var mıdır? Bu konuda henüz belirsizliğini korumaktadır.
30- Sözleşmeli öğretmenler kadrolular gibi asker öğretmen olarak askerliklerini yapamamaktadırlar. Burada da bir ayrımcılık ve haksızlık söz konusudur.
31-MEB yurtdışı öğretmen görevlendirmelerinde şart olarak "Milli Eğitim Bakanlığında en az 5 yıl (kadrolu) çalışmış olma" yı öne sürmektedir. Yani sözleşmeli olarak MEB'de 20 yıl çalışmak dahi MEB' in yurtdışı öğretmen görevlendirmelerine başvuru hakkını bizlere kazandırmamaktadır.
32- Hükümet geçtiğimiz aylarda 210 bin geçici işçiyi kadroya alarak sözleşmeli personel çalıştırma konusundaki kararlılığını bir kez daha göstermiştir. Ayrıca bu karar hükümetin Eğitimi tasarruf konusu haline getirdiğinin ve Eğitime verdiği önemin bir kanıtı değil midir?
33- Sözleşmeli öğretmenler bir taraftan mesleklerini icra ederken bir taraftan da kadrolu olmak için yeniden KPSS sınavına hazırlanmaya zorunlu bırakılmışlardır. Fakat Sözleşmeli öğretmenler zaten Bakanlık tarafından KPSS puan üstünlüğüne göre atanmaktadırlar. Yani Kadrolularla atama yöntemi olarak aynı kıstaslara göre bakanlık tarafından atamaları yapılmaktadır. Bakanlık 10 bin kadrolu 10 bin sözleşmeli atayacağı yerde 20 bin kadrolu atamış olsa zaten sözleşmeliler KPSS den aldıkları puanla kadrolu olma hakkını elde etmiş olmaktadırlar. Dolayısı ile olası bir kadroya geçirme durumunda en ufak bir haksızlık söz konusu olmayacaktır.
34- Sözleşmeli öğretmenle kadrolu öğretmenin ortak olan en önemli özellikleri ise aynı eğitimi görmeleri, aynı şartlarda, aynı işi yapmalarıdır.
Sayın Bakanımız Hüseyin ÇELİK ; Her fırsatta sözleşmeli öğretmenle kadrolu öğretmen arasında fark olmadığını dile getiriyorsunuz. İşte bazı küçük (!) farklılıklar.
İki çözüm yolu var. Birincisi tüm sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi, İkincisi de sözleşmelilere iş güvencesi sağlanarak ve kadrolularla (sözde değil özde) aynı haklara tabi tutularak bu farklı uygulamaların, ikiliğin ortadan kaldırılması.
Yorum: İkinci çözüm yoluna gidildiğinde sözleşmeli öğretmenle kadrolu öğretmen aynı haklara sahip olacaksa, isim olarak bu farkı ortaya koymanın ve sınıf ayrımı yapmanın anlamı nedir? Velilerin aklında soru işareti bırakmanın anlamı nedir?
19 Haziran 2008 09:09 · Hasan Kaya
· Etiketler
örnek olay yöntemi
Örnek Olay Yöntemi
Örnek olay yöntemi, gerçek yaşamda karşılaşılan ya da karşılaşılabilecek bir olayın, sınıf ortamına getirilerek öğrencilerle birlikte incelenmesini gerektiren bir yöntemdir.
Bu öğretim yönteminin en orijinal taraflarından biri, daha önceden öğrenilmiş kavram ya da ilkelerin uygulamaya konulmasına imkan vermesidir.
Örnek olay incelemeleriyle öğrenciler, olaylar karşısında edilgen halden ve bilginin kölesi olmaktan kurtulup düşünen, analiz ve sentezler yapan, üretici, bilgiye hükmedip ondan yararlanabilen etkin bireyler haline gelebilir.
Örnek olayda asıl olan, yaşanmış gerçek olaylardan hareket etmektir. Öğretmen planladığı öğretim faaliyetine uygun olarak, öğrencilerin davranışlarını değiştirmek amacıyla hayalî olarak da bir olay üretebilir; yani bir senaryo uydurabilir.
Böyle bir durumda eğer anlatılacak konu kişilere zarar verecek bir boyutta ise olayın yerini, zamanını ve kişilerini değiştirmesi gereklidir.
Öğrenci örnek olayda anlatılan bir durumla karşılaştığında, daha önce öğrenmiş olduğu davranış formuna göre hareket ederek problemi kolaylıkla bertaraf edecektir.
Hangi Tür Öğrenme İhtiyaçlarını Karşılar
Öğretmen, bir trafik kazasını, bir çevre sorununu, bir spor kavgasını veya dostluğunu, tıbbî veya hukukî bir olayı sözel olarak veya resim, film gibi tekniklerle sınıfa getirir.
Kısa bir sunumdan sonra öğrenciler bu konu hakkındaki fikirlerini, yani olayın nedenlerini, gelişimini ve mümkün sonuçlarını ortaya koyup tartışırlar.
Seçilen olay iyi bir olay ise bunun geliştirilip yaygınlaştırılması yolları, kötü bir olay ise bunun engellenmesi ve düzeltilmesi yolları hep beraber ortaya konmaya çalışılır.
Kullanılacak örnek olayda aranacak temel özellikler şunlardır:
Seçilen örnek olay her şeyden önce dersin hedeflerine uygun olmalıdır.
Yaşanmış ya da yaşanması muhtemel bir olay olmalı, ancak varsa yaşanmış olaylar tercih edilmelidir.
Örnek olay öğrencilerin düzeyine uygun olmalıdır.
Eğitsel değere sahip olmalıdır.
Açık ve anlaşılır olmalıdır.
Sunuş Biçimine Göre örnek olaylar şu şekilde sınıflandırılabilir:
Yazılı
Sözlü
Slaytlarla
Resimlerle
Filmle
Dramatizasyonla
Örnek Olay Yöntemini Kullanabilmenin Önkoşulları
- Öğrenciler; sosyal olayları anlayabilecek olgunluğa ulaşmış olmalıdır.
- Öğrenciler, olayı anlama ve yorumlama için gerekli olan bilgilere sahip olmalıdır. Diğer bir deyişle öğrenciler, bilişsel alanın bilgi basamağındaki davranışlara sahip olmalıdırlar.
- Sınıflar, bütün öğrencilerin katılımını sağlamak için kalabalık olmamalıdır.
- Olaylar, farklı çözümler üretilebilecek bir içeriğe sahip olmalıdır.
- Olayın irdelenmesi ve anlaşılması için gerekli kaynak, araç ve zaman bulunmalıdır.
Örnek Olay Yönteminin Uygulanma Aşamaları
Hedef-davranışlarla tutarlı hazır örnek olay temin etme ya da örnek olay yazma
Örnek olay yöntemi ve olayın niteliği hakkında öğrencileri bilgilendirme
Örnek olayı okuma/inceleme/irdeleme/ araştırma
Grup tartışması yapma
Çıkarımlarda bulunma, kararlar alma
Raporlaştırma
Örnek Olay Yönteminin Yararları
Hayata en yakın öğretim metotlarından biridir. Günlük hayattaki birçok olay etrafındaki sosyal, kültürel ve bilimsel eğitim-öğretim bu metot yardımıyla kolaylıkla yapılabilir.
Öğrencilerin hepsi bir konuda veya olay üzerinde yoğun bir zihinsel çaba gösterirler; bilgi ve tecrübelerini burada uygulamaya koymaya çalışırlar. Soyut düşünceler burada pratiğe, uygulamaya dönüştürülebilir.
Bağımsız düşünme, orijinal fikir üretme ve bunu ortaya koyma ve tartışma özellikleri gelişir. Öğrenciler, sorunları tartışarak çözme yeteneği geliştirirler.
Uygulamada Dikkat Edilecek Hususlar
Öğrencilerin seviyelerine ve olgunluk düzeylerine uygun bir örnek olay oluşturulmalıdır.
Olaylar iyi seçilmeli, olay içinde sınıfı korkutacak dehşet sahneleri, tiksindirecek, ahlâkî değerlerini zedeleyecek unsurlar ayıklanmalıdır.
Pedagojik olarak tartışılabilecek ve eğitsel sonuçlar çıkarılabilecek olaylar seçilmelidir.
Olabildiğince yaşanılmış olaylar tercih edilmelidir.
Örnek olay mümkünse film olarak veya resim, ses kaydı vs. olarak sınıfa getirilmelidir.
Uygulamada Dikkat Edilecek Hususlar
Örnek olayı inceleme ve kavramaya yetecek ölçüde zaman ayrılmalıdır.
Olayın istenilen yönde tartışılmasına yarayacak kilit sorular hazırlanmalıdır.
Öğrencilerin bu etkinlikten yararlanabilmeleri için olayı iyice anladıklarından emin olunmalıdır.
Olayın tüm olarak değerlendirmesi yapılmalıdır ve sonuç belirlenmelidir.
Bu yöntemle birlikte diğer yöntemlerin, örneğin; rol oynama, gösterim, benzetim, soru-cevap gibi yöntemler de kullanılmalıdır.
Örnek
3 yaşında bir çocuk kaçırıldı. Gazetelerde sık sık bu tür haberlere rastlamaktayız. Bu küçücük çocukların kaçırılması ya ailesinin varlıklı olması ya da başka sebeplerle olabilmektedir. Bu şekilde bir çocuğun kaçırılma olayı genellikle sokakta oynarken oluşmaktadır. Kötü niyetli insan, saf olan çocuğa tanımadığı bir akrabasıymış gibi ya da herhangi bir yiyecek maddesi ile sempatik şekilde yaklaşarak emeline ulaşmaktadır. İşte bu olayı anlatarak sınıfta örnek olay şeklinde işleyeceğiz.
1-Öncelikle küçük bir çocuğun tanımadığı biri tarafından çikolata ile kaçırıldığı anlatılmalı,
2-Bu çocuğun ailesinden ve sıcak yuvasından uzun zaman ayrı kaldığı, aç bırakıldığı, soğuk yerde yatırıldığı ve çok korktuğu anlatılmalı
3-Anne ve babasının ondan ayrı olduğu zamanlarda onun için ne kadar çok korktukları ve ağladıkları anlatılmalı,
4-Polislerle birlikte ailesinin onu kurtarmak için çabaladıkları ve uzun zamanın sonunda onu kurtardıkları,
5-Ama bu süre zarfında çocuğun hasta olduğunu ve kurtarıldıktan sonra önce hastaneye gitmek zorunda kaldığı anlatılmalıdır.
6-Sınıftaki çocuklarla rol dağılımı yapılarak bu olay canlandırılabilir.
7-Öğrencilerin olayın sebepleri, sonuçları üzerinde tartışmaları sağlanır.
8-Son olarak oyun sonunda sınıftaki öğrencilere tanımadığımız birilerinden yiyecek, oyuncak gibi şeyleri almamamız gerektiği açıklanmalı.
9-Tanımadığımız birileriyle hiçbir yere gitmememiz gerektiği açıklanmalı, anne ve babamızın sözünden çıkmamamız gerektiği sıkı sıkı tembihlenmelidir.
Teşekkür Ederiz...
19 Haziran 2008 08:53 · Hasan Kaya
· Etiketler
kavram haritaları
KAVRAM HARİTALARI
Novak ve Gowin, Ausubel’in Anlamlı Öğrenme kuramını da temel alarak, kavram haritalarını geliştirmişlerdir.
Anlamlı Öğrenme ve Ezbere Öğrenme
Anlamlı öğrenme; bireylerin, öğretimin bir sonucu olarak önceden edindikleri bilgilerle yenileri arasında bağlantı kurarak anlamlı bir bütün oluşturmalarıdır.
Ezbere öğrenme ise anlamadan ya da önceki bilgilerle bağlantı kurmadan bilgilerin alınmasıdır.
Kavram haritaları, öğrencilerin verilen yeni bilgileri öğrenirken eski bilgilerini de kullanmaları ve yeni bilgileri anlamaları, dolayısıyla anlamlı öğrenmeyi gerçekleştirebilmek için geliştirilmiştir.
Kavram Haritalarının Dersin Değişik Düzeylerinde Değişik Amaçlarla Kullanılması
Kavram haritası, öğretim sürecinin her aşamasında uygulanabilir bir nitelik taşımaktadır.
- Başlangıç aşamasında,
- Gelişme aşamasında,
- Değerlendirme aşamasında,
- Kavram haritaları aynı zamanda, öğrencilerin konular arasında bağlantı kurmalarına yardımcı olan, üniteler ya da bölümler arasındaki geçiş görevini de üstlenir.
- Pek çok öğrenci için kavram haritaları bir konu ya da üniteyi tekrar etmenin ve sınavlara hazırlanmanın doğal bir yolu olabilir.
Kavram Haritaları Nasıl Oluşturulur?
- Öğretilecek konunun kavramları listelenir. Kavramlarla ilgili açıklama gerekmez. Eşya ve olayların tekil örnekleri, özel adlar kavram olmadıkları için bu listeye alınmaz.
- Kavramlar listesinden en genel veya en üst düzeyde olan sözcük ayrı bir sayfanın başına yazılır.
- Bundan sonra öğretilmek istenen ilişkili kavramlar aşamalı bir düzende sayfaya yerleştirilir. Düşey düzenlemede en genel kavram en üstte, eşit genellikteki kavramlar aynı satırda, diğerleri genellik derecelerine göre sayfanın altına doğru sıralanır.
4. Kavramlar, haritadaki diğer sözcüklerden kolayca ayırt edilebilmelidir. Bunun için kavramlar kutu veya yuvarlak içine alınır.
5. Kavram haritasında iki kavram arasındaki ilişkiyi göstermek üzere iki kutu bir çizgi ile bağlanır. İlişki bu çizginin üzerine birkaç kelimelik bir ibareyle yazılır. Bu ilişki haritadaki kavramlardan en az birini ilgilendiren bir önermedir.
6. İlişkiler kutulanmaz. Bazı hallerde ilişkinin yönü önemli olduğu için belirtilecek ilişki yönü ok ile gösterilir.
7. Kavram haritası gereğinden fazla şişirilmemelidir. Harita başlangıçta basit tutulmalıdır. Harita çok sayıda kavramı içeriyorsa önce en önemli elemanları topluca gösteren bir genel harita, sonra genel haritanın bölümlerini ayrı ayrı gösteren ayrıntılı haritalar yapılmalıdır.
8. Bu aşamalardan sonra kavram haritası tamamlanmış olur. Dersin uygun aşamaları süresince önceden öğrenilmiş bilgilerle yeni kavramların ilişkilendirilmesi sağlanmalıdır.
ANALOJİ
“Daha basit bir ifadeyle söylemek gerekirse analoji, yabancılık çekilen bir olgunun bize tanıdık gelen bir olguya benzetilerek açıklanmasıdır.
“Analoji (benzetme), insanların sonuç çıkarmak ve yeni kavramları öğrenmek için kullandığı etkili bilişsel mekanizmalardan biridir.
Çok güçlü öğrenme ve öğretme aracıdır.
Yeni öğrenmeler ile önceden var olan bilgiler arasında güçlü bağlar kurulduğu zaman akılda tutma da iyileşmektedir.
Analojinin bir öğretim aracı olarak en önemli yönlerinden birisi de, uzun dönem akılda tutmayı sağlayıcı bir ortam yaratabilmesidir.
Öğrenmenin kalıcı olabilmesi için kavramların somutlaştırılması ve çocukların bildiği kavramlarla ilişkisinin kurulması gerekmektedir.
“Eğitimin iki temel ilkesi, bilinenden bilinmeyene ve somuttan soyuta gitmektir. Analojiler, soyut konuları açıklarken somut örnekler kullanmaktadırlar.
Analojiler ile yapılan anlamlı öğrenme için bilinenler ile bilinmeyenler arasında karsılaştırma yapılırken, benzerliklerin nasıl ve hangi amaçla oluşturulduğunun ortaya konması çok önemlidir.
Analojilerin kullanımında dikkat edilmesi
gereken hususlar şu şekilde sıralanabilir:
- Öğretmen, hangi konuda hangi analojiyi nasıl kullanacağını çok iyi tespit etmeli ve ona göre bir plan yaparak öğrencilerin dikkatini analojiye çekebilmelidir,
- Öğretmen, öğrencileri kendi analojilerini yaratabilmeleri için yönlendirmeli ve bunun için onlara fırsat vermelidir, gerektiğinde görsel materyallere de başvurmalıdır,
3. Kullanılan analojilerin konuyla yakından ilgili olmasına, öğrencilerin günlük yaşantılarından izler taşımasına, öğrencilerde kavram yanılgısına yol açmamasına dikkat edilmeli ve önbilgileriyle bağlantı kurmalarına imkan tanınmalıdır,
4. Kullanılan analojiler, öğrencilerin bilişsel düzeyine uygun, onların anlayabileceği seviyede olmalıdır.
Analojilerin yararlarına bakacak olursak;
- Öğrencilerin eğitim ortamına aktif katılımını sağlar, bilimsel düşünme ve problem çözme yeteneklerini geliştirir,
- Öğrenenlerin düşünme yetilerini ve yaratıcılıklarını geliştirir,
- Bilimsel kavramların öğrenilmesini ve akılda uzun süre tutulmalarını kolaylaştırır,
- Anlaşılması zor olan soyut kavramların somut hale getirilmesinde oldukça kullanışlıdır.
ZİHİN HARİTALARI
Not almak, planlama yapmak yada fikir üretmek için en iyi yol, liste şeklinde uzun uzun yazmak gibi görünüyordu...
Ta ki insan beyni üzerinde yapılan çalışmalar zihin haritası yöntemini ortaya çıkarıncaya dek!
Zihin Haritası Nerelerde Kullanılır?
Hedef Oluşturma : Günlük işlerinizde, haftalık planlamalarınızı yaparken yada orta ve uzun vadeli hedeflerinizi planlarken zihin haritasından yararlanabilirsiniz.
Ana hedefi merkeze alıp, dallar yardımı ile alt hedefleri belirleyebilir ve bunları sağ beyne has yöntemle şekiller kullanarak hatırlamayı kolaylaştırıcı hale getirebilirsiniz. Sonra, alt hedeflerin alt başlıklarını çıkartarak birbirleriyle ilişkilendirebilirsiniz. Göreceksiniz ki, satır satır yazma yöntemine inat, daha önce hiç aklınıza gelmeyen ilişkiler bulacaksınız.
Toplantı Hazırlığı : Toplantıya girmeden önce, üzerinde durmak istediğiniz konuları bu yöntemle belirleyebilir ve toplantıda kullanmak üzere tek bir sayfada görselleştirebilirsiniz.
Sunum Hazırlığı : Sunum yapmak, pek çok kişi için kabustur. İnsanlar, topluluk önünde konuşmaktan, söyleyeceklerini unutmaktan, velhasıl hata yapmaktan çok korkarlar. Bu yöntem, sunum hazırlıkları sırasında, aktarılacak konuların belirlenmesi, birbirleri arasında ilişkilendirme yapılması ve akılda kalıcı anahtarların tespit edilmesi açısından önemlidir.
Raporlama : Herhangi bir konuda rapor hazırlayacağınız zaman da, bu yöntemden yararlanmak etkili bir çözüm olacaktır. Sizden istenen rapor, açık ve detaylı olabilir. Ancak, zihin haritası yöntemi, bu açık raporu yazmadan önce konuyu toparlayarak, raporunuzun etkililiğini artırmanıza yardımcı olacaktır.
Birleştirme : Birbirleriyle benzer birkaç kitap, rapor vb.'nin belleğinize tam olarak yerleşmesinde etkili olabilir ve benzerliklerin bir araya getirilmesi ile bütünlük sağlanabilir. Örneğin, Peynirimi Kim Kaptı? isimli kitap ile Değişim Kültürü isimli kitabın verdiği mesajlar birleştirilerek zihinsel bütünlük sağlanır.
Not Tutma : Zihin haritası yönteminin en sık kullanıldığı alandır. Bu yöntem ile, sıradan insanların sayfalarca tuttukları notlara inat, size tek bir sayfa yetecektir.
Zihin haritaları bir not alma ve yaratıcı düşünme tekniğidir. Notlarınızı daha yaratıcı biçimlerde almanızı, daha kolay hatırlamanızı ve üzerinde çalıştığınız konuyu net bir şekilde anlamanıza yardımcı olur.
Zihin haritaları size beyninizde saklanan bilgilerin bir görsel resmini yaratır.
Bu teknikle çok rahat bir şekilde dilediğiniz gibi renkler, şekiller, çizimler, semboller kullanabilirsiniz.
Zihin haritaları nasıl oluşturulur ?
Öncelikle kağıdınızı yatay bir şekilde kullanmanız gerekmektedir. Bu şekilde ihtiyacınız olan boş alanı daha verimli olarak kullanabilirsiniz.
Konunun ana başlığını kağıdın ortasına yazın veya konuyu zihninize çağrıştıracak bir simge kullanın. Unutmayın ki hazırladığınız zihin haritasındaki şekillerin bir standardı yoktur. Çizdiğiniz simge ve sizin için çağrıştırdığı anlamı önemlidir.
Ana konunuzdan saat 1 yönüne doğru ilk çizginizi çizin ve anahtar kelimenizi/şeklinizi yazın.
Yazmak istediğiniz anahtar kelimeleri saat yönünde devam ederek ilave edin. Gerekiyorsa her anahtar kelimenin altına bir veya birden çok alt başlık açabilirsiniz.
Zihin haritaları Nasıl Okunur?
Bir zihin haritası, hazırlanan sayfa çevrilmeden okunabilmelidir. Haritayı karşınıza aldığınızda saat 1 noktasından başlanır ve saat yönünde devam ederek okunur.
Zihin haritalarının Faydaları
Bir konu üzerinde odaklanmayı sağlar.
Tüm zihni harekete geçirir.
Üzerinde çalışılan konunun ayrıntılı bir organizasyonunu oluşturmayı sağlar.
Hem büyük hem ayrıntılı açık bir resim sunar.
Konu hakkında neler bilindiğinin grafik sunumunu verir ve eksik olan bilgi parçalarının kolaylıkla tanıyabilmeyi sağlar.
Konu üzerinde odaklanmayı sağladığından bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe transferine yardımcı olur.
Öğrenme stratejileri içinde yer alan örgütlemede etkili olarak kullanılır.
İlk önce hayal gücüne, sonra hatırlamaya daha sonra bilgiyi kontrol etmeye yarar.
Her fikrin belki de binlerce farklı bağı vardır. Bu bağların bir kısmını görsel olarak görmemize yardım eder.
19 Haziran 2008 08:26 · Hasan Kaya
· Etiketler
işbirliğine dayalı ögrenme tekniği
• BİRLİKTE ÇALIŞALIM
BİRLİKTE ÖGRENELİM
• İŞBİRLİKÇİ ÖĞRENME NEDİR?
• ARAŞTIRMALARA GÖRE
• İşbirlikli Öğrenmenin Temel Özellikleri
- Öğrenme 4-5 kişilik heterojen gruplarda gerçekleştirilir.
- Öğrenci merkezlidir.
- Öğretmenin rolü öğrencileri yönlendirme ve temel öğretim materyallerini hazırlamadır.
- Öğrencilerin etkin katılımı, paylaşımı ve etkileşimi esas alınır.
- Öğrenciler grup arkadaşlarından da sorumludurlar.
- Öğrenciler arası yarışma yerine takımlar arası yarışma söz konusudur.
- Öğrencilerin başarı ya da başarısızlığı bireyden çok gruba aittir. Bireysel başarıların ortalaması grup başarısı olarak kabul edilir.
• İŞBİRLİĞİNE DAYALI ÖGRENME İLKELERİ
• BİREYSEL SORUMLULUK
• OLUMLU BAĞIMLILIK
• YÜZYÜZE DESTEKLEYİCİ ETKİLEŞİM
• TOPLUMSAL BECERİLER
• GRUP İŞLEYİŞİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
• Bu ilke, grup üyelerinin etkili çalışma ilişkilerini oluşturarak amaçlarına daha iyi nasıl ulaşabileceklerini tartıştıkları zaman ortaya çıkmaktadır. Diğer bir deyişle, grup süreci, grup içinde yapılacak çalışmaların planlanıp yürütülmesi ve değerlendirilmesi aşamalarında, öğrencilerin kümenin daha nasıl başarılı olabileceğine ilişkin etkili iletişim kurmalarıyla mümkün olabilmektedir.
• GRUP BÜYÜKLÜĞÜ
• Dört kişilik öğrenme gruplarının işbirliğine dayalı yaşantıların gerçekleştirilmesi açısından ideal bir sayı olduğu belirtilmektedir. Ancak, grup büyüklüğünün altı kişiden fazla olmaması önerilmektedir.
• HETEROJEN GRUP
• Gruplar başarı, yetenek ve diğer değişkenler (cinsiyet, yaş, tutum, kişilik özellikleri gibi) açısından farklı özelliklere sahip öğrencilerden oluşturulmalıdır. Örneğin; aynı başarı düzeyinde olan öğrenciler, aynı grupta yer almamalıdır.
• BAŞARI İÇİN EŞİT FIRSAT
• Hangi yeterlik düzeyinde olursa olsun, öğrencilerin kendi gruplarına katkıları değerlendirilmelidir. Üst, orta ya da alt başarı düzeyine sahip öğrenciler, en iyi oldukları konularda kendilerini gerçekleştirebilmelidir. Grup yarışması durumunda, öğrencilerin kendileriyle aynı düzeyde öğrencilerle karşılaşmasına dikkat edilmelidir.
• İŞBİRLİĞİNE DAYALI ÖĞRETİMİN BAŞLICA TEKNİKLERİ
• 1. Turnuva Tekniği
• Öğrenciler, 4-5 kişilik heterojen gruplara ayrılır.
• Öğretmen konuyu grup üyelerine sunar ve çalışma materyallerini verir.
• Öğrenciler ek kaynaklardan da yararlanarak genellikle her hafta sonu yapılacak turnuvaya hazırlanırlar.
• Her turnuvada grupların birer temsilcisine öğretmen tarafından sorular yöneltilir ve alınan puanlar grup hanesine işlenerek grup puanları belirlenir ve en yüksek puanı alan grup birinci olur.
• Turnuva Tekniğine Bir Örnek
• Ders : Sosyal Bilgiler
• Sınıf : 5
• Süre : 40’+40’
• Öğrenme Alanı : Gruplar, Kurumlar ve Sosyal Örgütler
• Ünite : Toplum İçin Çalışanlar
• Konu : Sivil Toplum Kuruluşları
• Kazanımlar : 1) Toplumun temel ihtiyaçlarıyla bu ihtiyaçlara hizmet eden kurumları ilişkilendirir.
• 2) Sivil toplum kuruluşlarını etkinlik alanlarına göre sınıflandırır.
• 3) Grupta sorumluluk alır ve gereğini yerine getirir.
• Temel Beceriler : İletişim, araştırma, Türkçe’yi etkili, doğru ve güzel kullanma, sosyal katılım
• Kişisel Nitelikler : Sorumluluk, dayanışma
• Materyaller : Ders kitabı, kaynak kitaplar, broşürler
• Kullanılan Yöntem ve Teknikler: İşbirliğine dayalı öğrenme, Turnuva tekniği
SÜREÇ
- Öğrenciler, 4-5 kişilik heterojen gruplara ayrılır.
- Öğretmen konuyu grup üyelerine sunar ve çalışma materyallerini verir.
- Öğrenciler ek kaynaklardan da yararlanarak genellikle her hafta sonu yapılacak turnuvaya hazırlanırlar.
- Her turnuvada grupların birer temsilcisine öğretmen tarafından sorular yöneltilir ve alınan puanlar grup hanesine işlenerek grup puanları belirlenir.
- En yüksek puanı alan grup birinci olur.
• 2. Başarı Grupları (Öğrenci Timleri) Tekniği
• Heterojen şekilde oluşturulan gruplara çalışma materyalleri verilir.
• Grup üyeleri birbirlerine konuyu öğretmeye çalışırlar.
• Daha sonra bireysel sınavlar yapılır ama puanlar grup puanları şeklinde verilir. Böylelikle bireysel gelişim de takip edilmiş olur.
• Başarı Grupları Tekniğine Bir Örnek
• Ders : Sosyal Bilgiler
• Sınıf : 5
• Süre : 40’+40’
• Öğrenme Alanı : Gruplar, Kurumlar ve Sosyal Örgütler
• Ünite : Toplum İçin Çalışanlar
• Konu : Sivil Toplum Kuruluşları
• Kazanımlar :1) Toplumun temel ihtiyaçlarıyla bu ihtiyaçlara hizmet eden kurumları ilişkilendirir.
• 2) Sivil toplum kuruluşlarını etkinlik alanlarına göre sınıflandırır.
• 3) Grupta sorumluluk alır ve gereğini yerine getirir.
• Temel Beceriler : İletişim, araştırma, Türkçe’yi etkili, doğru ve güzel kullanma, sosyal katılım
• Kişisel Nitelikler : Sorumluluk, dayanışma
• Materyaller : Ders kitabı, kaynak kitaplar, broşürler
• Kullanılan Yöntem ve Teknikler: İşbirliğine dayalı öğrenme, başarı grupları tekniği
SÜREÇ
- Öğretmen konuyu öğrencilere anlatır.
- Öğrenciler 5-6 kişilik heterojen gruplara ayrılırlar. Gruplar bir araya gelir. Öğrencilerden kitaplardaki ilgili bölümleri açarak grup halinde çalışmaları istenir.
- Öğrenciler çalışırken gruplar gezilerek öğrencilere rehberlik edilir.
- Gruplar çalışmalarını bitirdikten sonra öğrencilere test uygulanır. Öğrenciler testten aldıkları puana göre sıralanır.
- Gruptaki öğrencilerin testten aldıkları puanlar toplanarak grup puanı hesaplanır. En yüksek puanı alan grup kazanır.
• 3. Ayrılıp Birleşme Tekniği
• Öğrenciler küçük ve heterojen gruplara ayrılır.
• Bir konu, grup üyesi sayısına göre alt başlıklara ayrılır. Her bir grup üyesi konunun bir alt parçasını alır ve üzerinde incelemeler yapar.
• Daha sonra her bir grubun aynı alt başlığı alan üyeleri bir araya gelir ve birbirlerine düşünce ve bilgilerini aktarırlar.
• Daha sonra da üyeler kendi gruplarına döner ve kendi alt başlıkları ile ilgili kendi grup arkadaşlarını bilgilendirirler.
• Grupların üyeleri tüm konuyu öğrendikten sonra sınava alınırlar.
• Ayrılıp Birleşme Tekniğine Bir Örnek
• Ders : Sosyal Bilgiler
• Sınıf : 5
• Süre : 40’+40’
• Öğrenme Alanı : İnsanlar, Yerler ve Çevreler
• Ünite : Bölgemizi Tanıyalım
• Kazanımlar : 1) Türkiye’nin harita üzerinde, yaşadığı bölgenin yüzey şekillerini genel olarak tanır.
• 2) Yaşadığı bölgede görülen iklimin, insan faaliyetlerine etkisini, günlük yaşantısından örnekler vererek açıklar.
• 3) Yaşadığı bölgedeki insanların yoğun olarak yaşadıkları yerlerle coğrafi özellikleri ilişkilendirir.
• 4) Grupta sorumluluk alır ve gereğini yerine getirir.
• Temel Beceriler : İletişim, araştırma, Türkçe’yi etkili, doğru ve güzel kullanma, sosyal katılım
• Kişisel Nitelikler : Sorumluluk, dayanışma
• Materyaller : Atlas, kaynak kitaplar
• Kullanılan Yöntem ve Teknikler: İşbirliğine dayalı öğrenme, ayrılıp birleşme tekniği
SÜREÇ
- Öğrenciler 5-6 kişilik gruplara ayrılırlar.
- Tahtaya öğrenciler arasında çalışılmak üzere bölünecek konular yazılır.
- Bölgemizdeki yerleşim birimleri
- Bölgemizin yerşekilleri
- Bölgemizin iklim ve bitki örtüsü özellikleri
- Bölgemizdeki nüfus ve yerleşme
- Bölgemizdeki ekonomik hayat
- Grup üyeleri, tahtaya yazılı konuları kendi aralarında bölüşürler.
- Her grupta, aynı konuyu üstlenen öğrenciler bir araya gelerek üstlendikleri konuyu birbirlerine yardım ederek çeşitli kaynaklardan öğrenirler.
- Gruplar yine bir araya gelir. Grup üyelerinin her biri alt gruplarda öğrendikleri bilgileri grup üyelerine anlatır.
- Öğrencilere başarılarını ölçmek için test verilir.
• Grup Araştırması (Tartışma Grubu) Tekniği
• Bu teknikte gruplar oluşturulduktan sonra öğrenciler kendi aralarında konu hakkında inceleme ve tartışmalar yapılır, birbirlerinin öğrenmelerine katkılar sağlamaya çalışılır.
• Daha sonra grup raporları hazırlanır ve grup çalışması sınıf tartışmasına açılır
• Grup Araştırması Tekniğine Bir Örnek
• Ders : Sosyal Bilgiler
• Sınıf : 5
• Öğrenme Alanı : Güç, Yönetim ve Toplum
• Ünite : Bir Ülke Bir Bayrak
Konu : 1) Yasalar
• 2) Merkezi Yönetim
• 3) Demokrasi ve Egemenlik Sembolleri
• Kazanımlar : 1) Toplumsal yaşamı düzenleyen yasaların varlığını ve önemini fark eder.
• 2) Yaşadığı yerdeki merkeze bağlı yönetim birimleri ile bu birimlerin temel görevlerini ilişkilendirir.
• 3) Merkezi yönetim birimlerini tanıyarak bu birimleri temel göreveriyle ilişkilendirir.
• 4) Ulusal egemenlik ve bağımsızlık sembollerine değer verir.
• 5) Grupta sorumluluk alır ve gereğini yerine getirir.
• Temel Beceriler : İletişim, araştırma, Türkçe’yi etkili, doğru ve güzel kullanma, sosyal katılım
• Kişisel Nitelikler : Sorumluluk, dayanışma
• Materyaller : Ders kitabı, kaynak kitaplar, broşürler
• Kullanılan Yöntem ve Teknikler: İşbirliğine dayalı öğrenme, Grup araştırması tekniği
SÜREÇ
- Öğretmen öğrencileri 5-6 kişilik heterojen gruplara ayırır.
- Gruplar kendi aralarında konu hakkında araştırma ve tartışmalar yapar. Birbirlerinin öğrenmelerine yardımcı olurlar.
- Daha sonra grup raporları hazırlanır ve grup çalışması sınıf tartışmasına açılır.
- Gruplar, yapılan hazırlık ve sunuya göre değerlendirilir
18 Haziran 2008 20:49 · Hasan Kaya
· Etiketler
öğretim teknikleri drama
• DRAMA
• “İşitirsem unuturum, görürsem hatırlarım, yaparsam anlarım.”
• Eğitim sisteminin içinde olanlar bilirler. En iyi öğrenme yaparak yaşayarak öğrenmedir.
• Drama, öğrencilerin hangi durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini yaşayarak öğrendikleri bir yöntemdir.
• Drama bir olayı, oyunu, yaşantıyı tiyatro tekniklerinden yararlanarak, geliştirerek canlandırmaktır.
• Drama, eğitim ve öğretimde yeni bir oluşumdur.
• Ezbere dayalı bir eğitim çocuğun zihinsel gelişimini, araştırmasını, paylaşmayı öğrenmesini engeller.
• DRAMANIN İLKELERİ
• 1. Grup içi çalışma süresince insanlar kendilerini rahat ve güvenli hissetmelidir.
• 2. Etkinliklere katılanlar, yeni ve değişik şeyler keşfetmeye hazırlıklı olmalıdır.
• 3. Drama etkinliği, çocuğun yaş ve gelişim düzeyine uygun hazırlanmalı, etkinlik hazırlanırken kolaydan zora doğru ilkesi benimsenmelidir.
• 4. Drama etkinliği hazırlanırken, grup içindeki diğer öğrencilerle tartışarak, fikir alış verişi yaptırılmasına özen göstermelidir.
• 5. Drama etkinliğinde önemli olan oyun sürecidir.
• 6. Drama çalışması yapılırken acele edilmemeli. Her drama etkinliğinden sonra etkinlik hakkında konuşulmalıdır.
• 7. Pek çok derste drama kullanılabilir.
• 8. Drama çalışmalarında elverdiğince herkesin katılımı sağlanmalı.
• 9. Etkinliğe katılan bireylerin gönüllü olmaları esastır.
• DRAMANIN YARARLARI
• 1) Drama yönteminde bütün duyu organları etkin bir şekilde kullanıldığı için çocuğun dikkat, algılama, dinleme, konuşma, bedenini de kullanarak anlatma ve yorumlama gibi iletişim becerileri gelişir. Böylece çocuk kendini ve sorunlarını ifade edebilmeyi ve yorumlamayı öğrenir.
• 2) Drama, çocuğun utangaçlık, çekingenlik vb. olumsuz duygulardan arınmasını sağlar.
• 3) Drama oyun oynayarak yapıldığından soyut ve teorik olay ve kavramların anlaşılıp somutlaştırılmasına yardımcı olur. Böylece olaylar karmaşık bile olsa çocuk kolayca anlar ve yorumlar, çatışmalarla olumlu biçimde baş etmesini öğrenir.
4) Çocuğun hayal gücünü geliştirir ve zenginleştirir. Bilim ve teknolojideki buluşların, onları bulan kişilerin öncelikle hayal güçlerinin bir ürünü olduğunu düşünürsek dramanın çocukların hayal gücünü geliştirmesinin ne kadar önemli olduğu kolayca anlaşılacaktır.
5) Çocuklarda estetik duygusunun ve bilincinin gelişmesine katkıda bulunur. Böylece çocuk iyi, güzel, doğru gibi kavramları daha sağlıklı algılar ve yorumlar.
6) Çocuğun eleştirel düşünme yeteneğinin gelişmesine katkıda bulunur. Çocuk, olaylara ve hayata eleştirel bir gözle bakmayı, yorumlamayı öğrenir.
7) Drama çok önemli bir öğrenme yoludur. Drama aracılığıyla çocuk, olaylar ve durumları, bunların arasındaki bağlantıları kolayca öğrenebilir. Böylece çocuğun problem çözme yeteneği gelişir.
8) Drama grupla yapılan bir etkinlik olduğundan çocuğun işbirliği yapma, sosyal ilişkiler, iletişim kurma gibi sosyal yönlerinin gelişmesine katkıda bulunur, çocuğun sosyal gelişimini hızlandırır.
9) Yapılan etkinlikler sırasında duygular da yansıtıldığından çocuğun duygusal gelişimini olumlu yönde etkiler ve gelişmesine katkıda bulunur. Çocuğun günlük sıkıntılardan kurtulup deşarj olmasını sağlar.
10) Çocuk drama etkinlikleri içinde kendini ve çevresini, çevresindeki insanları daha iyi tanır. Böylece çocuğun empati kurma becerisi gelişir ve çevresindeki diğer bireyleri ve olayları anlaması kolaylaşır.
11) Dramanın öncelikli amacı çocukları eğlendirmek olmasa da, drama etkinliği sırasında çocuk eğlenir ve mutlu olur.
12) Drama çocukta iyi bir edebiyat deneyimi oluşturur. Ayrıca çocukta sanat eğilimlerini başlatır ve sanatı özellikle de tiyatroyu sevmesine katkıda bulunur.
13) Drama yukarıda sayılan yararların hiçbirini sağlamasa en azından çocukları eğlendirir, onların hoşça vakit geçirmelerini sağlar
• EĞİTİMDE DRAMANIN UYGULAMA BASAMAKLARI
• 1) Isınma
• 2) Oyun
• 3) Rahatlama
• 4) Değerlendirme
• 1) Isınma
Isınma çalışmaları;
• 1. Duyuşsal ve bedensel açıdan kendini tanımayı,
• 2. İletişim kurma ve giderek daha çok kişili iletişim ve etkileşime geçmeyi,
• 3. Grup dinamiğini oluşturmayı sağlar.
• Isınma Oyunlarına Örnekler
• 1. Elma toplama
Ayaklar omuz genişliğinde açılır, derin bir soluk alınır ve baş mümkün olduğu kadar geri konuma getirilir. Bu durumda ağız hafifçe açıktır. Yukarıdan belli bir nokta seçilir. Bütün bedenini gererek önce sağ elle sonra sol elle yukarıda hedeflenen noktaya parmak uçları ile dokunacakmış gibi uzanılır, elma toplarmış gibi yapılır.
• 2. Salyangoz oyunu
• Grup sıra olur. Herkes eli ile önündeki arkadaşının belinden tutar. Grup ritimle yürümeye başlar. En öndeki en arkadakini yakalamaya çalışır ve koşar. Yakalanan oyundan çıkar.
• 3. Ad söyleyerek top atma
• Grup halka olup yere oturur. Herkes kendi adını söyleyerek karşısındakine topu atar. Adlar öğrenildikten sonra herkes karşısındaki kişinin adını söyleyerek topu ona atar. Top, en son lidere atılarak oyun bitirilir.
• 4. Top bende değil oyunu
• Müzik eşliğinde, eşler birbirine bir top ya da balon atar. Atarken top bende değil diye bağırır. Lider müziği durdurunca elinde top kalan oyundan çıkar. En sona kalan kişi oyunu kazanmış olur.
• 5. Haydi tanışalım
• Öğretmenin el çırpmasıyla, karşımıza çıkan ilk insana ‘günaydın’ diyoruz. Daha sonra karşılaştığımız bir başka kişiye ‘günaydın’ der ve adımızı söyleriz
• 6. Fırça
Öğretmen ‘Sizler ünlü bir ressamın fırçaları olacaksınız ve çok değerli resimler çizeceksiniz. Sizin yaptığınız resimler sergilenecek ve dünyaca ünlü ressamlar gelip sergiyi gezecekler.’ Der.
• ‘Fırçalar ayağa kalkıyor ve önlerindeki imgesel tuvale doğru yavaş yavaş ilerliyor. Şimdi hızlı koşuyoruz (…), şimdi yavaşlıyoruz(…). Kağıdımıza zıplaya zıplaya ulaşalım ve resmimize başlayalım. Önce kağıdımızı başımızla boyamaya başlayalım(…), kollarımızla boyayalım (…), ellerimizle(…), parmaklarımızla akan boyaları silelim(…). Sırtımızla resmimize devam edelim (…), diz kapaklarımızla, ayaklarımızla, topuklarımızla (…) kağıdımızı boyayalım. Şimdi ayrıntıları yapmak için çok duyarlı olan kirpiklerimizle boyayalım (…), dilimizle düzeltmeler yapalım (…), burnumuzla renkleri karıştıralım (…), saçımızla son bir kez kağıdımızı boyayalım. Resmimiz sergilemek üzere hazır sırt üstü yatalım ve eserimizi seyredelim. Mükemmel bir resim! Gözlerimizi kapatalım, sergideki çok değerli resimler olduğumuzu düşünelim (…). Ünlü ressamlar sergide sizleri satın alıyorlar(…).
• 7. Yürüyerek Isınma
• Grup çember olur, müzik eşliğinde liderin yönergesine göre yürümeye başlar. Lider: ‘Çamurda, sırtında yük varmış gibi, sıcak kumlarda, yürümeye yeni başlamış bebek gibi, topallayarak, buz üzerinde, robot gibi, cam kırıklarının üzerinde, pisliklerin arasında, ezilmiş domateslerin üzerinde, ayaklarında topuklu ayakkabı ile, huzurlu, korkmuş, neşeli, sinirli, vb. yönergeler verir.
• 8. Eşini Bul
• Gruptakiler ikili eşleşirler. Lider herhangi bir müzik aletiyle ya da elleriyle ritim verir. Gruptakiler eşlerini bırakarak karışık olarak yürür. Lider ‘eşini bul’ deyince herkes eşini bulup ellerinden tutarak çömelir. Geç oturan çift oyundan çıkar.
• 9. Ayağını Yerden Kes
• Liderin yönergesi doğrultusunda grup yavaşça yürürken, lider ‘ayağını yerden kes ‘ deyince herkes hızlıca yere oturup ayaklarını kaldırır. Ayaklarını en son kaldıran oyundan çıkar.
• 10. Çamura Batma
• Gruptakilerden bir ebe seçilir. Ebe, gruptakileri kovalar ve dokunduğu kişi donar, bacaklarını ve kollarını iki yana açar. Diğer bir oyuncu, donan kişinin bacakları arasından geçerse onu özgürleştirir.
• 11. Kafesteki Kuş
• Grup, bir halka oluşturur. Grup çok büyükse iki halka olabilir. Her halkanın ortasına bir ebe girer ve halkayı yarıp kaçmaya çalışır. Ancak el ele tutuşan oyuncular ebenin alttan yada üstten kaçmasını engellemek için kollarını aşağı yukarı hareket ettirir. Engellenemeyen ve halkadan kaçan oyunca yeni bir ebe seçer.
• 12. Gazete kapmaca
• Sınıf sayısına göre gruplar üçer, beşer ya da yedişerli ayrılır. Lider her bir grubun önüne bir gazete parçası koyar. Gruplar müzik eşliğinde gazete çevresinde dans ederler. Müzik durunca hızla gazetenin üzerine atlarlar. Gazetenin dışında kalanlar oyundan çıkarlar.
• 13. Sessiz film
• Grup, yarım çember biçiminde oturur. Öğretmen, gruptan bir kişi çağırıp kulağına bir sözcük, bir kitap adı veya bir film adı söyler; ondan ses kullanmadan canlandırmasını ister.
• 14. Tanışma
• Katılımcılar, müzik eşliğinde iç içe iki daire halinde zıt yönde yürürler. Öğretmen (lider) müziği durdurduğunda her iki dairedeki katılımcılar dururlar ve bulundukları yönden arkadaşlarına dönerek birbirlerine isimlerini söylerler. Daha sonra hem ismini söyler, hem el sıkışırlar, daha sonra birbirlerine "nasılsınız?" diye sorarlar
• 15. İsim Zinciri
• Katılımcılar yan yana ya da daire biçiminde oturur. Biri adını söyler. Onun solunda oturan, ilk başlayanın adını ve kendi adını söyler. Onun da solunda oturan ilk ikisinin adlarını ve kendi adını söyler. Böylece en sondaki çocuk, kendisinden önce gelen tüm çocukların isimlerini ve kendi ismini söylemeye çalışır.
• 16. Üçgen Oyunu
• Tüm grup üçe ayrılır. Üçgenin tepesinde olanlar grup başkanı olarak seçilirler. Üçgenin diğer üyeleri en baştakinin yaptığını izleyerek, tekrar ederler. Burada önemli olan grup başkanını gözlerken ona dosdoğru bakmak değil, tam karşıya bakarken görüş alanına dikkat ederek yapılmasına özen göstermektir. Başın hep aynı yöne bakması önemlidir.
• 17. Topu At Kendini Tanıt
• a) Bir çember oluşturulur. Kağıttan bir top yapılıp herkesin birbirine atarak adını soyadını ve sevdiği bir yemeğin adını söylemesi istenir.
• b) Bu sefer topu attığı kişinin adını soyadını ve sevdiği yemeği söylemesi istenir.
• c) Herkesin birbirine topu atarak ayakkabı numarasını söylemesi istenir. Yine a şıkkında yapılan işlemler b şıkkında olduğu gibi denenir.
• 18) Balonla İstop
• İki balon ile oyuna başlanır. Balonu atarken arkadaşlarından birisinin adını söylemek gerekir. Adı söylenen kişi balonu düşürmeden devam eder. Balonu düşüren oyun dışına çıkar. Bu arada öğretmen balon sayısını arttırır. En sona kalan kişi birinci olur.
• 19) Eş Zamanlı Çalışmalar
• Yolda yürüyoruz (komutla hareketler yapılır)
• a) Öfkeli kadın / neşeli çocuk/ mutlu bir delikanlı yürüyüşleri… yapılır.
• b) Küs olduğumuz bir arkadaşımızla / uzun süredir görmediğimiz / özlediğimiz arkadaşımızla / hayran olduğumuz bir sanatçı ile / çok gürültü yapan komşumuzla karşılaşıyoruz. (Bu karşılaşmalar tek kelimelik konuşmalarla çalışılabilir.)
• 20) Eski Sandık
• Grup çember oluşturacak şekilde yere oturur. Ortada eski bir sandığın bulunduğu farz edilir. Gönüllü olan kişilerden başlayarak herkes ortaya gelerek sandıktan çıkardığı bir eşyayı hareketlerle, konuşma olmadan anlatmaya çalışır.
• 2. OYUN
Bu aşamada yararlanılabilecek teknikler şunlardır:
• a) Rol oynama
• b) Pandomim
• c) Doğaçlama
• d) Rol değiştirme
• e) Kukla
• f) Taklidi oyun
• g) Hayali oyun
• h) Zihinde canlandırma
• ı) Öykü/olay canlandırma
• a) Rol oynama
• ÖRNEK l :
• Çocukların her birine sinirli bir postacı, yorgun bir öğretmen, kızgın bir otobüs şoförü gibi karakterler verilebilir. Uygulamalar sırasında birkaç karakter bir araya gelerek bir olay yaratılabilir.
• ÖRNEK 2:
• Çocuklardan denizin altında neler olduğuna dair fikirler geliştirmeleri istenir. Bu etkinlik için resimler, posterler gerekebilir. Bazı deniz hayvanları tanımlandıktan sonra, çocuklardan sırayla istedikleri deniz hayvanını seçmeleri ve sonra da kendilerine göre nasıl canlandıracaklarına karar vermeleri istenir. Daha sonra ikili - üçlü gruplar oluşturularak bir oyun içinde rol oynamaları istenir.
• b) Pandomim
• Bazı Atasözleri veya Deyimler İle Pandomim Çalışması
• Öğretmen, çeşitli atasözlerini küçük kağıtlara yazar ve katlayarak bir torbaya atar. Bütün öğrenciler torbadan bir kağıt çeker. Kağıttaki yazılar, yazıldığı şekli ile konuşmadan canlandırılır.
• Bazı Atasözleri ve Deyimler:
• * Dilimde tüy bitti
• * Ayaklarıma kara su indi
• * Saçını süpürge etti
• * Gözünü dört aç
• * Tüylerim diken diken oldu
• * Ağzı kulaklarına varmak
• * Ayakları geri geri gitmek
• * Aç ayı oynamaz
• * Kafası bozulmak
• * Kafasını taşlara ( duvara ) vurmak
• * Ayağını yorganına göre uzatmak
• * Başına çorap örmek
• * Başını bağlamak
• * Surat asmak
• * Yüz vermek
• * Ağzı var dili yok
• * Ağız aramak
• c) Doğaçlama
• Aniden gelişen olaylar karşısında yaratıcı olmak şeklinde tanımlanabilir.
• Doğaçlama süreci yazarak ya da kaydederek değil, o anda zihinde canlananı oynayarak yaşanır. Bu çalışmalar sırasında, önceden ayrıntılar saptanmadığı için, süreç özgün bir şekilde gerçekleşir.
• Doğaçlamaların ana kaynağı bireyin kendi yaşantısıdır.
• ÖRNEK 1:
Çocuklar yarım ay şeklinde sandalyelere otururlar. Lider (öğretmen) çocuklara "sizler bir mahallede yaşayan, bir grup insansınız." diyerek, çocukların ilgisini yapılacak olan doğaçlamaya çeker. Lider "bu mahallede çeşit çeşit lezzetli dondurmalar satan bir dondurmacı var. Bu kişinin özelliği, dükkânına gelen mahalle sakinlerinin özel hayatlarını ve günlük yaşantılarını detaylı bir şekilde bilmesidir" diyerek, çocukları, mahallede yaşayan bir karakteri seçmeleri ve bu karakterlerle ilgili olan özellikleri düşünmeleri konusunda yönlendirir. Kendisi de dondurmacı rolünü oynar. Sonra çocuklardan dondurmacı ile konuşmalarını, diğer katılımcılara kim oldukları konusunda (öğretmen, tamirci, avukat, doktor, satıcı vb.) ipuçları vermelerini ister. Daha sonra meslekler konusunda tartışılır.
• ÖRNEK 2:
• Çocuklar daire şeklinde yere otururlar. Lider dairenin ortasına parlak ve süslü bir hediye paketi koyar. Ve içinde ne olabileceğini düşünmeleri için çocuklara süre tanır. Daha sonra çocukları gruplara ayırır ve birbirlerine bu hediyenin nerelerden geldiğini, nasıl geldiğini anlatmalarını ister. Her grup hediye kutusu hakkında bir hikaye yaratır ve anlatır.
• ÖRNEK 3:
• Öğrencilerden uzun zamandır görüşmedikleri ve çok sevdikleri bir arkadaşlarıyla karşılaştıklarını düşünerek olayın devamını canlandırmalarını ister.
• ÖRNEK 4:
• Annesinin sözünü dinlemeyerek evden uzaklaşıp kaybolan Sarı Civciv’in karşılaşabileceği durumların öğrenciler tarafından oynanması.
• ÖRNEK 5
• Bazı kavramların tespit edilerek öğrencilere söylenmesi ve öğrencilerin bu kavramlarla ilgili bir oyun kurarak oynaması.
• d) Rol değiştirme
• Drama etkinliği sırasında, farklı rolleri oynayan çocukların rollerini değiştirmeleri, farklı rolleri denemelerini, yaşamalarını sağlayarak onların öğrenme ve anlamaları zenginleştirilebilir.
• e) Kukla
• Kukla ile yapılan canlandırma oyunları dramaya katkı sağlayabilir.
• Kukla oyunundaki konu ve konuşmalar, ikili diyaloğa dayalı öyküler öğretmen tarafından seçilir.
18 Haziran 2008 20:36 · Hasan Kaya
· Etiketler
altı şapkalı düşünme tekniği
Altı Düşünce Şapkası Tekniği
Edward de Bono altı şapka modeli ile yeni fikirler üretme ve yaratıcı olmanın yöntemini ortaya koymuştur.Öğrencilerde yaratıcılığı ve empati yeteneğini geliştirmeyi amaçlayan bir tekniktir.
Kullanılan altı farklı renkteki şapkaların her biri belli bir bakış açısına göre düşünmeyi gerektirir.
Altı Düşünce Şapkası Tekniğinde İki Önemli Özellik Vardır:
1) Düşünmenin en büyük düşmanı karmaşıklıktır.Sade bir düşünce daha etkilidir.O halde düşünme faaliyetinin sadeleştirilmesi gerekir.
Altı Düşünme Şapkası aracılığıyla öğrenciler duygularının,mantığının,bilgisinin yaratıcılığının
hepsine dikkat etmek yerine,onlara tek tek yer verme imkânına kavuşurlar.
2) Değişik düşünme biçimlerine istendiği anda geçiş yapılabilmesidir.
Altı Düşünce Şapkası Tekniği düşünme faaliyetini bir oyun haline getirerek,belirli düşünce tarzlarını sistematik şekilde ortaya çıkartır.
Altı Şapkalı Düşünme Tekniğinin avantajı basit olması,kolay öğrenilmesi ve işe yarar olmasıdır.
Beyaz :Objektifliği ve tarafsızlığı simgeler
Sarı :İyimserliği simgeler
Yeşil :Yaratıcılığı simgeler
Mavi :Olgunluğu,kontrolü ve serinkanlılığı simgeler
Kırmızı :Duygusallığı simgeler
Siyah :Karamsarlığı simgeler
Altı Düşünce Şapkasının İlkeleri :
Beyaz Şapka:Açık ve tarafsız ol
Kırmızı Şapka:Duygusal tepkilerini açıkla
Siyah Şapka:Tehlikeleri bil
Sarı Şapka:Avantajları ve faydalarını sırala
Yeşil Şapka:Yaratıcılığını kullan
Mavi Şapka:Sonuçları toparla,çözümlerini öner
Altı Uygulama Ayakkabısı
Edward de Bono tarafından geliştirilmiş bir tekniktir.
Altı Düşünce Şapkası duygu,düşünce ve bilgilerin paylaşımında kullanılırken,Altı Uygulama Ayakkabısı ise uygulamaların paylaşımında kullanılır.
Ayakkabıların Renkleri Ve Fiziksel Özellikleri
Lacivert resmi ayakkabı:Lacivert renk üniforma rengidir.
Rutin işleri ve resmiyeti çağrıştırır.
Gri spor ayakkabısı:Gri renk sisi,pusu,tam ve net olarak
Görmemeyi çağrıştırır.
Kahverengi yürüyüş ayakkabısı:kahverengi toprağı ve çamuru çağrıştırır.
Turuncu lastik çizmeler:Turuncu renk tehlikeyi,dikkat çekmeyi ya da uyarıyı çağrıştırır.
Pembe ev terliği:Pembe renk sıcaklığı,rahatlığı çağrıştırır.
Mor binici çizmeleri:Mor binici çizmesi otoriteyi temsil eder.
Altı Uygulama Ayakkabısının İlkeleri Şöyle Özetlenebilir:
Lacivert resmi ayakkabı:Rutini uygula
Gri spor ayakkabısı:Bilgi topla ve bu bilgiyi kullan
Kahverengi yürüyüş ayakkabısı:İnisiyatiflerden yararlan
Turuncu lastik çizme:Tehlikeyi azalt
Pembe ev terliği:İnsanları koru
Mor binici çizmesi:Rolünün gereklerine göre hareket et
Başlıca Tartışma Teknikleri
Büyük Grup Tartışma Tekniği
Vızıltı Grupları
Panel
Zıt Panel
Münazara
Forum
Seminer
Konferans
Arama Konferansı
Sempozyum
Workshop(Çalıştay)
Açık Oturum
Çember Tekniği
Beyin Fırtınası Tekniği
Alex Osborn tarafından geliştirilen bu tekniğin temel amacı bir konuya çözüm getirmek,karar vermek,hayal yoluyla düşünce ve fikir üretmektir.
Beyin Fırtınasının temel vurgusu yaratıcı,orijinal fikir üretimidir.Orijinal fikirler ancak ve ancak sınırsız özgürlük ortamının olduğu,bireylerin eleştirmekten korkmadığı,hiçbir baskı altında kalmadığı ortamlarda sağlanabilir.
Beyin Fırtınasının Kuralları
Beyin Fırtınasının yaratıcı düşünme ve imgeleme sağlayabilmesi için dört temel koşulu vardır.Bu koşullar yerine getirilmediğinde beyin fırtınası beklenen sonuç vermez.
Eleştiri kapı dışında bırakılır.
Sınırsız düşünme vardır.
Nicelik aranır.
Kombinasyon ve geliştirme aranır.
Beyin Fırtınası Tekniği İki Bölümden Oluşur
Fikir Üretme Aşaması:
Grupta problem çözmekle görevlendirilen üyeler mümkün olduğu kadar çok sayıda fikir ileri sürerler
Akıllarına geleni söylerler
Zaman zaman çılgın,ilginç ve düşünülmemiş fikirlerde ortaya çıkabilir
Fikirlerle ilgili yorum,yargılama ve eleştiri yapılamaz
Düşünceler yönlendirilmez
Herkes birbirinin fikrini dinler
Fikirler tahtaya yada kağıtlara yazılır
Doğal konuşma yapılır
Neşeli bir ortam oluşturulur
İyi-kötü,doğru-yanlış gibi yargılamalar kullanılmaz
Fikirlerin niteliğinden çok niceliği önemlidir
2.Fikirlerin Değerlendirilmesi Aşaması
Katılımcıların fikirleri sınıflandırılır
Yeni ilişkiler kurulmaya çalışılır
Oylama yapılarak fikirler sıralanır,değerlendirilir ve çözüm yolları aranır
Beyin Fırtınasının Üç Temel Çözüm Yolu Vardır:
Benzerliklerden Yararlanma
Fikir Bağlantıları Kurma
Zarardan Yarar Çıkarma
17 Haziran 2008 20:46 · Hasan Kaya
· Etiketler
alevilik hacı bektaş veli mevlana
Öncelikle namaz sözcüğünü semantik açıdan / anlambilimsel olarak inceleyelim.
Namaz bilindiği üzere Farsça bir sözcüktür. Aslı “ Nemaz” dır. Sözlükte dua, yalvarış, yakarış gibi anlamlara gelmektedir. Sözcüğün Farsça olmasından da anlaşılacağı üzere Kur’an’da namaz sözü geçmemektedir. Bunun yerine aynı anlama gelen Arapça bir sözcük mevcuttur. Namazın Arapça’daki karşılığı “ salat “ ifadesidir.
“ Salat ” ifadesini temel alarak namaza kanıt arayan Sünni ve Şii bilginler yer yer salat sözcüğü dışında başka sözcükleri de kendi teolojik tezleri paralelinde aynı anlama gelmek üzere yorumlamaktadırlar.
Bu sözcükler; tesbih / yüceleme, zikr / anma, sabah kur’an’ı / sabah okuması vb.dir. Bu sözcükler; bilinen haliyle şekle dökülmüş namaz anlamına gelmediği halde o anlama geliyormuşçasına kullanılmaktadır.
Namazın nasıl kılınacağı konusunda Kur’an’da hiçbir bilgi yoktur. Bu da gösteriyor ki namaz bir dua etkinliği olarak toplumdan topluma ve kültürden kültüre başka biçimlerde yerine getirilebilir bir tapınma faaliyetidir. Sadece bir kültürün tapınma faaliyetini tüm Müslüman toplumlara dayatmak İslam adına kültür emperyalizmi yapmaktan başka bir şey değildir. Şekilsel bakımdan bilinen haliyle namaz, Orta Doğu ve Arap halklarının tapınma biçimidir. Kıyam / Ayakta durma, Rukü / Eğilme, Secde / Yere kapanma ve Ka’de / Oturma adı verilen şekillerle gerçekleştirilen namaz ibadeti İslami bir zorunluluk olmayıp tümüyle geleneğin ürünüdür. Namazım İslami olan yönü Tanrı’nın adının yüceltilmesi, ona boyun eğilmesi ve ona yalvarıp yakarılmasıdır. Şekilsel yani zahiri yönünü İslami bir zorunluluk olarak görmek yüzyılların getirdiği körleşmeden başka bir şey değildir. Tanrı kendisini anmak isteyen kullarına belli şekilleri zorunlu kılacak kadar sığ bir varlık değildir. Asıl olan Allah’ın anılması ise bunun belli bir şekle hapsedilmesi insani açıdan insafsızlık olduğu kadar dinsel anlamda da bağnazlıktır.
Buna karşın şurası bir gerçek ki, insanlar özellikle de Sünni ve Şii Müslümanlar yüzyıllardır alıştıkları, kanıksadıkları ve belledikleri şekil şartlarına hapsedilmiş bir namazdan başka türlü bir ibadeti kabul etmekte elbette ki zorlanacaklardır. Ancak unutulmamalı ki bu zorlanma İslam adı altında gerçekleştirilen Arap Kültür Emperyalizminin yürek burkan ve can acıtıcı bir sonucudur. Bu yürek burkuntusunu ve can acısını ortadan kaldırmanın yolu, yüce Allah’ın dinini bir ırkın kültürüne hapsetmek isteyen çevrelere kararlılıkla karşı çıkmaktan geçmektedir. Biz bu kaşı çıkışı gerçekleştirmek adına yola çıktık.
Bu karşı çıkışta Alevi ulularından, Horasanlı, Türkistanlı Türkmen pirlerinden aldığımız manevi güç, kuşku yok ki en büyük direnç kaynağımızdır.
Arap ve diğer Orta Doğu halklarının tapınma biçimini, “ Namaz ancak böyle olur. Başka türlü olmaz !” diye dayatanlara karşı Alevi ulularının nefesleriyle verdiği yanıtlara geçmeden önce Sünni misyonerlerce ileri sürülen günlük namazların beş vakit olduğu şeklindeki iddiaya ve Şii misyonerlerin üç vakit ısrarlarına değinmek ve bu konudaki akıl tutulmasını gözler önüne sermek istiyoruz.
Sünni kimi din bilginleri Kur’an’da günlük beş vakit namazın buyurulduğu düşüncesindedirler. Bu düşünceye varmak için esas aldıkları söz konusu ayet şudur:
"...Güneşin doğmasından önce de, batmasın dan önce de Rabbini övgü ile tesbih et. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün taraflarında da tesbih et ki, rızaya ulaşasın."
( Taha suresi,130)
Bu ayette namaz / salat sözcüğü yerine tesbih yani yüceleme sözü kullanılmıştır. Fakat sanki salat sözcüğü kullanılmış gibi davranılmakta ve beş vakit namaza en güçlü kanıt denilerek bu ayet ileri sürülmektedir. Ayrıca bu ayette “etraf “ yani “taraflar” ifadesi geçtiği halde pek çok yorumcu bu sözcüğü “ iki tarafında / gündüzün iki tarafında yani iki ucunda “ biçiminde anlamlandırmaktadır. Oysa “iki taraf” ifadesinin Arapça’daki karşılığı “tarafeyn” dir.
Görüldüğü üzere bu ayette iki çarpıtma vardır. Biri, namaz sözcüğü kullanılmadığı halde kullanılmış gibi davranılmış olmasıdır. İkincisi ise, taraflar sözcüğünün iki taraf / iki uç biçiminde tahrif edilmiş olmasıdır.
Alevi inancı açısından bakıldığında bu ayetten çıkan yorum şu olmalıdır. Sabah, akşam, gece, gündüz ve her ne vakitte olursa olsun Allah sürekli anılabilir. Bu anmanın şekli yoktur. Bu, bir sözle de olabilir, bir hareketle de olabilir. Kişi buna içinde yaşadığı toplumun gelenekleri çerçevesinde karar verebilir.
Bir başka ayet ise şöyledir:
“Gündüzün iki ucunda ve gecenin bir kısmında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir."
(Hud suresi : 114)
Bu ayette iki taraf ifadesi doğru bir biçimde kullanılmıştır. “ Gecenin bir kısmında “ ifadesi bazı yorumcular tarafından “ Gündüzün geceye yakın kısımları “ biçiminde anlamlandırılmaktadır.
“ Kısımlar“ yani “ Zülef “ ifadesi Arapça çoğul kuralları çerçevesinde en az üç adet anlamında kullanılmaktadır. İki adet için başka bir çoğul kuralı vardır ki burada ikil çoğul değil en az üç adet anlamına gelen çoğul eki kullanılmıştır.
Ayrıca diğer ayetin tersine tesbih yada zikr gibi sözcükler yerine açıkça Namaz / salat sözcüğü kullanılmıştır. Fakat yine de bu ayette “Gecenin bir kısmında” yada “ Gündüzün geceye yakın kısımları “ ifadesiyle hangi vakitlerin kastedildiği belli değildir. Oysa yorumcular; akşam, sabah ve yatsı namazlarının kastedildiğini ileri sürmektedirler.
Bir başka ayet:
"Namazları ve orta namazını koruyun ve Allah'a gönülden boyun eğiciler olarak durun."
(Bakara Suresi, 238 )
Bu ayeti de beş vakit namaza kanıt göstermekteler. Şöyle ki; Namazlar anlamına gelen “salavat“ sözcüğü en az üç vakti bildirir. Bir de ayette orta namazından bahsedilmektedir. O halde orta namazının gerçekten orta namazı olabilmesi için salavat sözcüğü ile üç değil dört vakit namazın kastediliyor olması gerekir.
Görüleceği üzere burada da tam bir zorlama yorum vardır. Sünni bilginler böylesi zorlamalarla beş vakit namazı ihdas etmeye çalışmaktadırlar.
Kur’an’da benzer içerikte birkaç ayet daha bulunmaktadır. Bir kısmı peygambere özel olarak seslenen ayetlerdir. Yani sadece peygambere özgü buyruklardır.
Bu noktada “Vakitlendirilmiş namaz”dan bahseden ayeti ele almak yerinde olacaktır.
"Namazı bitirdiğinizde, Allah'ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken anın. Artık güvenliğe kavuşursanız namazı kılın. Çünkü namaz, inananlar üzerine vakitlendirilmiş olarak yazılmıştır."
(Nisa Suresi, 103)
Namazın yani salat’ın vakitlendirilmiş olmasından kasıt inananların belli vakitler tayin ederek Tanrı’yı anmalarıdır. Toplu tapınma için belli bir vaktin tayin edilmesi şarttır. Nitekim bu vakit açıkça belirtilmiştir. Kur’an’da hiçbir yoruma gerek duyulmadan açıkça belirtilen tek namaz Cuma namazıdır.
Söz konusu ayet şöyledir:
“Ey İnananlar, Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında, Allah'ı zikretmeye koşun ve alım satımı bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır."
( Cuma suresi 9)
Burada dikkat edilmesi gereken konu Cuma namazının kadın erkek ayrımı yapılmadan tüm inananlara yüklenmiş olmasıdır. Ancak Sünni ve Şii Müslümanlar bu gerçeği göz ardı ederek Cuma namazı sanki sadece erkeklere farz kılınmış gibi hareket etmektedirler. Kur’an’ın bu tanrısal buyruğunu gereğince yerine getirenler de yine Alevilerdir. Bilindiği gibi Aleviler Cuma günleri yani Perşembeyi Cumaya bağlayan gece kadın erkek ayrımı yapmadan Cuma namazı kılmaktadırlar. Eski takvimde ( Hicri ) yeni günün başlangıcının gün batımı olduğu gerçeği dikkate alındığında Perşembeyi Cumaya bağlayan akşamın Cuma günü içersinde yer aldığı görülecektir. Bu açıdan bakıldığında Alevilerce Cuma akşamları yani Perşembeyi Cumaya bağlayan akşam yapılan Cem ayinleri Kur’an’daki Cuma namazı buyruğunun yerine getirilmesi amacıyla gerçekleştirilen bir toplu dua etkinliğidir. Hiç kuşku yok ki, Cem ayini, Kur’an’da buyurulan toplu tapınmanın yani namazın Türk / Türkmen toplumlarınca şekle dökülmüş halidir. Sünni ve Şii Müslümanlar Cuma namazı adı verilen toplu tapınmada kadınlara yer vermezken Aleviler bu konuda da ne denli doğru bir uygulama içerisinde olduklarını göstermektedirler.
Nitekim Hünkar Hacı Bektaş Veli şöyle buyurmaktadır.
‘‘Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde
Hakk’ın yarattığı her şey bakın yerli yerinde
Bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yoktur
Noksanlık ve çirkinlik senin görüşlerinde...’’
Kur’an’da namazla ilgili bir diğer çarpıcı ayet de şudur:
“Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah'ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın.”
( Bakara suresi 239)
Gerçekten bu ayet egemen Sünni ve Şii çevrelerin dayatmacı yorumlarına karşı tam bir yanıttır.
Şöyle ki;
Namaz illa belli şekillerle kılınacak diye bir kural yoktur. Çünkü binit üzerinde söz konusu o şekilleri uygulamak olanaksızdır. O halde anlaşılıyor ki namazın şekil olarak değişmez kuralları yoktur. Zorunlu durumlarda geleneğin ortaya koyduğu şekiller değişebilmektedir.Bu zorunlu durumları günlük yaşamda karşılaşılan durumlarla sınırlandırmak hem doğru değildir hem de Allah’ın rahmet esaslı kolaylaştırıcılık özelliğini onun iradesinin hilafına kısıtlamaktır. Bu zorunlu durumlar kültürler arası farklılıklar boyutunda anlaşılmalıdır. Her kültürün kendine özgü bir tapınma şekli vardır. Egemen Sünni ve Şii çevreler sadece Orta Doğu ve Arap halklarının tapınma biçimini tüm Müslüman halklara dayatıcı bir tavır içerisinde olmuşlardır. Bu tavır yüzyıllardır Arap olmayan Müslüman halkların bir inanç ve akıl tutulmasına uğraması sonucunu doğurmuştur. Bu inanç ve akıl tutulmasını nispeten kıran tek halk yine Alevi Türkmenlerdir. Başta Türkmenler olmak üzere Türk kavimleri, dayatılan tapınma şekillerini reddedip kendi kültürleri çerçevesinde yüce Tanrı’ya ibadet etme yolunu yaşama geçirmeyi büyük bedeller ödeme pahasına da olsa başarmışlardır.
Kur’an’ın indiği ve onun ilk muhatabı olan Arap toplumunun kültürel ve geleneksel özelliklerinin pek çok dinsel konuda izler taşıdığı biliniyorken başka toplumlara bu özelliklerin sanki dinin aslındanmış gibi dayatılması Allah adına zulmetmekten başka nedir ki ?
Bu zulme seyirci kalmak ve yüce İslam dininin Arap gelenekleri içerisinde boğulmasına göz yummak samimi birer Müslüman olarak tahammül edebileceğimiz bir durum değildir. Aynı şekilde İslam örtüsü altında Arap kültürünün halkımıza ve diğer Müslüman halklara empoze edilmesi karşısında sessiz kalmak sahip olduğumuz insani vasıflarımızın şekillendirdiği kişiliğimizin asla kabul etmeyeceği bir husustur.
Namazla ilgili olarak üzerinde durulması gereken bir diğer konu da savaş sırasında namazın nasıl kılınacağı ile ilgili husustur. Bu konuda Nisa Suresi 101. ve 102. ayetlerde açıklama yapılmıştır:
“Yeryüzünde sefere çıktığınızda, hakikati inkara şartlanmış olanların âniden üzerinize saldırmasından korkarsanız namazı / duayı kısaltmanızda sakınca yoktur. Kuşkusuz ki, gerçeği inkar edenler sizin apaçık düşmanlarınızdır. O halde sen inananlar arasında iken onlara namazda / toplu dua etkinliğinde önderlik yapacaksan, bir bölümünün, silahlarını kuşanmış olarak seninle namaza durmalarına izin ver. Onlar, namazlarını bitirdikten sonra, namazlarını eda etmemiş olan diğer grubun her türlü tehlikeye karşı hazır vaziyette ve silahlarını kuşanmış olarak gelip seninle namaza durmaları sırasında size koruyuculuk yapsınlar; hakikati inkara şartlanmış olanlar sizin silahlarınızı ve teçhizatınızı unutup bırakmanızı isterler ki âni bir baskınla üzerinize saldırabilsinler. Fakat yağmurdan dolayı sıkıntıya düşerseniz yahut hasta iseniz silahlarınızı bırakmanızda bir sakınca yoktur; ama tehlikeye karşı hazırlıklı olun. Allah, hakikati inkar edenler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.”
( Nisa Suresi 101. 102.)Görüleceği üzere bu ayette de zorunlu durumlarda namazın şekli ve süresi konusunda değişiklikler yapılabileceği tanrısal bir hüküm olarak belirtilmektedir. Bu zorunlu durumlardan yukarıda da belirttiğimiz gibi kültürler arası farklılıklar da anlaşılmalıdır. Özellikle göçebe Türkmenlerin sosyal yaşamları dikkate alındığında ne denli zorunlu ve zorlu durumların yaşanabileceği takdir edilecektir. Sürekli göç eden Türkmenlerin yerleşik Araplar gibi bir ibadet yaşamlarının olması mümkün değildir. Göçebe bir halka yerleşik bir halkın ibadet biçimini zorunlu kılmak hiç kuşku yok ki bir zulümdür. Alevilerin neredeyse tamamına yakınının göçebe Türkmen oymaklarından meydana geldiği düşünüldüğünde, geçmişte belli zaman dilimlerinde yapılan Cem ibadetlerinin ne denli isabetli bir uygulama olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Göçebe Türkmenlerin tarihsel süreç içerisinde yerleşik yaşama geçmeleri ve özellikle kentleşmeyle birlikte kent yaşamının gerekleri çerçevesinde Cem ibadetini zamansal olarak sabitleştirdikleri bilinmektedir. Buna göre Cem ibadetleri Perşembeyi Cumaya bağlayan gece yapılmak suretiyle zamansal olarak da sabitleştirilmiştir.
Ayrıca Sünni bilginlerin tüm ısrarlarına rağmen Şiiler günlük namazların üç vakit halinde kılınabileceğini ileri sürerek aslında bu hususta Kur’an’ın zannedildiği gibi net hükümler içermediğini fiilen ilan etmiş olmakta değil midirler ?
Sünni din bilginlerinin günlük namazlar konusunda sergiledikleri bir diğer gülünç durum ise namazın miraçta aslında elli vakit olarak emredildiği fakat daha sonra Hazreti Musa’nın isteği ve Hazreti Muhammed’in ricasıyla kademe kademe beş vakte indirildiği yönündeki rivayettir. Bu rivayetin kaynağı Sünnilerin en sağlam hadis kitapları olarak kabul ettikleri derlemelerdir.
“Hazreti Peygamber'e İsrâ gecesi, namaz elli vakit olarak farz kılındı. Sonra azaltıldı ve beş vakte düşürüldü. Sonra şöyle seslenildi: Ey Muhammed, şüphesiz bizim nezdimizdeki söz bir değişikliğe uğramaz. Senin için bu beş vakit namaz, elli vakit namazın karşılığıdır."
(Buhâri, Salat, 76, Enbiya, 5)
Aynı içerikte başka hadisler yine Sünnilerce muteber kabul edilen başka kaynaklarda da yer almaktadır. Söze konu bu hadislerde peygamber ile Allah’ın neredeyse günlük namazların sayısı konusunda pazarlık yaptıkları gibi bir manzara sergilenmekte ve bu pazarlıkta Hazreti Musa da Hazreti Muhammed’in avukatı rolüne soyunmaktadır. Aslında bu durum dinin hurafe ve efsanelerle ne denli özünden saptırıldığının acıklı / trajik örneklerinden biridir.
Yeniden Kur’an’a dönecek olursak Kur’an’daki hükümleri zahiri / dışsal anlamlarıyla anlamakta ısrar edip zamanın ve farklı toplumsal özelliklerin doğurduğu yeni koşulları görmezden gelen Sünni ve Şii din bilginlerine bir soru yöneltmek istiyoruz.
Kur’an’da Hacca davetin yer aldığı ayetteki anlamları aynen uygulamak konusunda neden zahiri manaya bağlı kalmaktan vazgeçiyorsunuz ?
Kur’an’da hacca davet ile ilgili ayette şöyle denilmektedir:
“ İnsanlar içinde haccı ilan et ki, gerek yaya olarak ve gerek uzak yoldan gelen yorgunluktan incelmişdeveler üzerinde sana gelsinler.”
( Hac suresi. 27. )
Bu ayetin zahiri / dışsal anlamı dikkate alındığında haccın mutlaka ya yaya olarak yada yorgunluktan incelmiş develer / binitler üzerinde yapılması gerekmiyor mu ?
O halde neden bunu uygulamıyorsunuz da hacca otobüslerle, uçaklarla yada gemilerle gidiyorsunuz ?
Hani Kur’an’ın tüm hükümleri uygulanmalıydı?
Hacca yaya olarak yada yorgunluktan incelmiş develer üzerinde neden gitmiyorsunuz ?
Hem kendiniz böylesi hükümleri uygulamıyorsunuz hem de Alevileri sizin anladığınız anlamda, sizin istediğiniz vakitlerde ve sizin istediğiniz şekillere dökülmüş olarak namaz kılmadıkları için taciz ediyorsunuz.
Ne hakla ?
Üstelik bu ayette dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus da “ sana gelsinler “ ifadesidir. Burada “ sana“ ifadesiyle kim kastedilmektedir ? Hiç Kuşku yok ki burada kastedilen Hazreti Muhammed’tir. Ancak kimi kaynaklarda bir önceki ayet de dikkate alınarak burada kastedilenin Hazreti İbrahim olduğu da belirtilmektedir.
Hac ibadeti bizzat peygamberin şahsını ziyaret midir, yoksa Kabe’yi ziyaret midir ?
Peygamberin şahsını ziyaret ise eğer neden o vefat ettikten sonra da hac ibadeti sürmüştür ?
Yok kastedilen peygamberin şahsı değil de Kabe’nin ziyaret edilmesi ise o halde neden “ sana “ ifadesi yer almaktadır ?
Burada anlatmaya çalıştığımız husus, Kur’an’ın zahiri manasıyla anlaşılması gerektiği konusunda yapılan / yapılacak olan bir ısrarın ne denli tuhaf sonuçlar doğuracağıdır.
Özellikle namaz konusundaki ayetler dikkate alındığında görülecektir ki, din bilginleri şifre çözer gibi hatta iğneyle kuyu kazar gibi namaz vakitlerini saptamak için çırpınıp durmuşlardır.
İddia ettikleri gibi ve onların anladıklarını ileri sürdükleri haliyle namaz günlük yaşamda bu denli önemli bir tapınma biçimi ise Yüce Allah neden böylesi önemli bir konuyu açıkça ortaya koymamıştır ?
Neden Allah bu denli yoruma ve kafa yormaya gereksinim duyulan ifadeler kullanmaktadır ?
Oysa Kur’an’ın pek çok ayetinde Allah, Kur’an’ın apaçık ve net bir kitap olduğunu söylemektedir.
Bizce bunun yanıtı bellidir. Tanrı, ibadet / tapınma biçimini ve vaktini inananların mensup oldukları kültürlere göre belirleyebilme imkanını sağlamak için böylesi bir yolu irade etmiştir. Fakat zahiriler bu gerçeği anlamak istemedikleri için çırpınıp durmaktadırlar.
Günümüzde kimi Sünni bilginler de namaz konusundaki şekil şartlarının aslında dinin asli buyruklarından olmadığı ve tümüyle geleneğin yansıması olduğu konusunda fikirler beyan edebilme noktasına gelmişlerdir. Kuşku yok ki bu sevindirici bir durumdur. Bu hususta ülkemizin yetiştirdiği ünlü din bilginlerinden Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün öne çıkmakta olduğu malumdur.
Aleviler tarih boyu namaz konusunda kendilerine yönelik tacizlere kimi nefes ve deyişlerde felsefi içeriği derin ve bilgece yanıtlar vermişlerdir. Şimdi bu yanıtlardan bazılarını örnek olarak sunalım
Bana namaz kılmaz diyen
Ben kıluram namazımı
Kılur isem, kılmaz isem
Ol Hak bilür niyazımı
….
Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmişiki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil
…
Savm, Salat, Hac, Zekat;
Hicaptır aşıklara !
Aşık, bundan münezzeh,
Naz u niyaz içinde…
…
Oruç, namaz, zekat, hac
Cürm ü cinayetdür
Fakir bundan azaddur,
Has u havas içinde...
…
Abdestimiz, namazımız,
Doğruluktur taatımız,
Aşka bağladık safımız,
Safımızdan kim ayıra...
Yunus Emre
Camilerde olan imam
Çoğu bilmez bunu tamam
Dört bin altı yüz seksen selam
Daha namaz sorar mısın
Kaygusuz Abdal
Sofular secde ederler mescidin mihrabına
Yar eşiği secdegahım, yüz sürerim kime ne
Kah çıkarım gökyüzüne hükmederim Kaf be Kaf
Kah inerim yeryüzüne yar severim kime ne
Seyyid Nesimi
Namazımız dara durmak
Orucumuz sabretmek
Biz bir oruç tutarız ki
Ramazan’a benzemez.
Seyyid Nesimi
Ve sanıyorum en susturucu yanıtı da büyük ozanımız Pir Sultan Abdal vermiştir:
Alınmış abdestim aldırırlarsa
Kılınmış namazım kıldırırlarsa
Sizde Hak diyeni öldürürlerse
Ben de bu yayladan Şah’a giderim…
Pir Sultan Abdal
Sonuç:
Aleviler üzerinde yüzyıllardır süren baskının yansımalarından biri olarak nitelenebilecek beş yada üç vakit namaz dayatmasına karşı Alevi inanç ve kültürünün tarihsel birikiminden yararlanarak kaleme aldığımız bu çalışmamızı, ulaşılan sonuçları maddeler halinde sıralayarak noktalayalım:
1. İslam dinine göre namaz bir dua etkinliğidir. Bu etkinlik bireysel olarak yapılabileceği gibi toplu olarak da yapılabilmektedir.
2. İslam dinine göre namazın belli bir şekli yoktur. Her toplum kendi kültürü / gelenekleri çerçevesinde bir takım şekiller ihdas edebilir.
3. İslam dinine göre günlük olarak beş yada üç vakit namaz söz konusu değildir. Namazın gerek şekli gerekse de ihdas edilmiş vakitleri tümüyle zorlama yorumlara ve Orta Doğu ve Arap halklarının geleneklerine dayanmaktadır.
4. Alevi – Bektaşilerin namaz konusunda geliştirdikleri içtihad, mensup oldukları kültürlerinin doğal sonucudur. Bu bağlamda cem ayini, İslam’ın namaz emrinin Alevi ve Bektaşilerce uygulanma biçimidir.
5. Alevi – Bektaşilerin namazı cem ibadetidir. Başka türlü bir namaz Alevi inanç ve kültüründe olmadığı gibi Alevi geleneğine de aykırıdır.
6. Cem ayini, içerisinde barındırdığı kıyam yani dara durma, tecella ve temanna yani rukü ve ayrıca defalarca icra edilen secdesiyle İslam’ın namaz buyruğunu karşılayan en güzel ritüeldir.
7. Cem ayini yerine başka türde bir namazı benimsemek yada bunu savunmak Aleviliğin eritilme çabasından başka bir şey değildir.
8. Kur’an’da vakti hiçbir yoruma gerek duyulmadan açıkça belirtilen tek namaz Cuma namazıdır. Alevi – Bektaşilerin Cem ayinlerinin yapılış vakti yani Perşembeyi Cumaya bağlayan gece Cuma namazı vaktidir. Cuma namazının vakti Cuma günü süresinin tümüdür. Bu sürenin her hangi bir bölümünde namaz ifa edilebilir.
9. Cuma namazı Kur’an’da kadın erkek ayrımı yapılmadan tüm inananlara emredilmiştir. Bu bağlamda Alevi – Bektaşilerin kadın erkek birlikte cem yapmaları Kur’ansal buyrukla örtüşen gerçek bir ibadet hüviyetindedir.
10. Namaz konusunda yüzyıllardır süren Sünni ve Şii uygulamalarının bir inanç ve akıl tutulması olduğu açıktır. Sünni ve Şiilerin bu konudaki yorumlarına Alevilerin gösterdiği saygı eşit düzeyde bir karşılığı hak etmektedir. Bu bağlamda Alevilerin namaz ile ilgili olarak geliştirdikleri yorum ve uygulamaya Sünni ve Şii din bilgileri de aynı şekilde saygı göstermek zorundadırlar.
11. Kur’an’da, Allah’ın yatarken, ayaktayken ve otururken de anılmak suretiyle ibadet edilebileceği net bir biçimde belirtildiğinden namazı belli bir şekle hapsetmeye çalışmak isabetli bir tutum değildir.
12. Alevi – Bektaşi inancına göre cem ayininin teolojik kökeni kırklar meclisidir.
Son söz olarak yineleyelim ki, Alevilerin namazı cem ayinidir. Başka namaz bilmeyiz. Bir de hakka yürüyen canın ardından kılınan ve bir helalleşme niteliğinde olan Cenaze Namazımız vardır ki bu namaz, gerek semantik açıdan gerekse işlev bakımından bu yazımızın kapsamı dışındadır.
Mustafa Cemil KILIÇ
İLAHİYATÇI / SOSYOLOG
23. 12. 2006
İstanbul